DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BITCOIN 2138663-1,02%
Antalya
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

113 MİLYON EUROLUK SOYGUNDA ŞAŞIRTICI MARDİN DETAYI
290 okunma

113 MİLYON EUROLUK SOYGUNDA ŞAŞIRTICI MARDİN DETAYI

ABONE OL
6 Şubat 2022 12:53
113 MİLYON EUROLUK SOYGUNDA ŞAŞIRTICI MARDİN DETAYI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarihin en büyük soygunlarından biri Kasım 2019’da Almanya’nın Dresden şehrinde gerçekleşti. 6 kişilik bir grup sabah 5 sularında girdikleri müzedeki en değerli parçalardan 21 tanesini çalıp kayıplara karıştı. Şüpheliler yakalandı ancak çaldıkları eserler hâlâ ortalarda yok. Peki kimdi bu hırsızlar ve bu soygunu nasıl yapmışlardı? İşte filmleri, dizileri aratmayacak gerçek bir soygun hikâyesi…

Dresden’in tarihi Yeşil Kasa’sının cam muhafazasını kırmak için 9 balta darbesi gerekti. Cam kırılınca iki maskeli hırsız 21 paha biçilmez elmas mücevheri çalıp kayıplara karıştı.

Takvimler 25 Kasım 2019 tarihini gösteriyordu. Sadece birkaç dakika içinde dünyanın en değerli tarihi mücevherleri buhar olup uçtu. Bu olay Almanya tarihinin en büyük soygunlarından biri olarak kayda geçti. Soygunu düzenlediği öne sürülen 6 kişinin yargılanması 28 Ocak günü başladı. Ancak mücevherlerin akıbeti henüz belirlenebilmiş değil.

Peki o gün neler yaşandı? Dahası polis, soygunu hepsi aynı aileden olan bu 6 kişilik çetenin gerçekleştirdiği sonucuna nasıl vardı?

MADDİ DEĞERİ 113 MİLYON EURO AMA…

" alt="">

Dresden şehrinin bağlı olduğu Saksonya Eyaleti Savcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre, çalınan mücevherler toplamda 4300’den fazla elmasla süslüydü ve maddi değerleri en az 113 milyon euro’ydu. Dresden Eyalet Sanat Koleksiyonu Direktörü Marion Ackermann ise mücevherlerin tarihi ve kültürel önem bağlamında “paha biçilemez” olduğunu, 113 milyon euro’nun bu değerin çok küçük bir parçası olduğunu söyledi.

Çalınan parçaların neredeyse tamamı, tarihteki ilk Saksonya Kralı 1’inci Frederick Augustus’un zamanında yapılmıştı. Parçalar arasında 1780’lerde yapılmış 15 büyük ve 100’den fazla küçük elmasla süslenmiş bir şapka iğnesi ile toplamda 800’den fazla elmasla bezeli 96 santimetrelik bir kılıç ile kını da yer alıyordu.

Ancak dünyanın dikkatini buraya çeken şey sadece çalınan eserlerin değeri değildi. Soygunu düzenleyenlerin cesareti de akıl alacak gibi değildi.

İÇERİDEN DESTEK VE ÇOK İNCE PLANLAMA GEREK

Geçmişte Londra Emniyeti’nde (New Scotland Yard) özel operasyon komutanı olarak da görev yapmış olan güvenlik danışmanı Roy Ramm, CNN’e yaptığı açıklamada, böyle suçların gittikçe azaldığını belirtti ve ekledi: “Kapalı devre kamera sistemleri ve her türlü teknolojik koruma sayesinde, güvenlik önlemleri iyileşti. Dolayısıyla daha soygunu gerçekleştirmeden ya da iş üzerindeyken yakalanma riski de arttı. Böyle bir soygun için içeriden birilerinin bilgi vermesi ve çok ama çok detaylı bir plan kurmuş olmanız gerek.”

MAVİ AUDI GÜMÜŞ RENGİ OLDU

Polis müfettişlerine göre, soygundan dört ay önce, şüphelilerden biri Dresden’in kuzeybatısında bulunan Magdeburg şehrinden ikinci el koyu mavi bir Audi S6 getirdi. Soygunda kaçış için kullanılacak olan bu otomobil aslında çoktan kayıtlardan silinmişti. Ancak polise göre, çete üyeleri bununla yetinmeyip aracı gümüş grisine boyadı sadece tavanını koyu renk bıraktı.

Ramm, “Bu bana şunu gösteriyor: Bu insanlar çok ince ince plan yapmışlar. Akıllarından soygunun detaylarını ve polisin tepkisinin ne olacağını geçiriyorlarmış. Aynı zamanda polisin faaliyetlerini zora sokacak ve kendilerine daha fazla zaman kazandıracak yollar da arıyorlarmış” yorumunu yaptı ve şöyle devam etti: “Eğer araç olay yerinden ayrılırken bir görgü tanığı tarafından görülseydi ve o kişi aracı tarif edebilseydi, polis araçla ilgili soruşturma başlatacaktı. Bu soruşturma daha karmaşık, daha zor bir hal alacak, polislere zaman kaybettirecekti.”

PARMAKLIKLARI YAPIŞTIRICIYLA TUTTURMUŞLAR

Diğer yandan polis kaynaklarına göre, çetenin hazırlıkları sadece kaçış aracıyla sınırlı değildi.

Yetkililere göre, soygundan birkaç gün önce, hırsızların kasaya girmek için kullandıkları pencerenin parmaklıkları kesilmişti. Ancak metal çubukların yerinde olmaması, birilerinin dikkatini çekebilirdi. Bu nedenle şüpheliler kestikleri parçaları yapıştırıcıyla tutturmuştu, dışarıdan bakıldığında hiçbir sorun yoktu.

Söz konusu pencere kör noktadaydı, yani güvenlik kameralarının kapsamının dışında kalıyordu. Saksonya Parlamentosu’nda bir soruya yanıt veren Eyalet Kültür ve Turizm Bakanı, bütün bölgenin “mutlak karanlıkta” olduğunu söyledi.

Hırsızlık anında devreye girmesi gereken bir hareket sensörü de çalışmamıştı. Bakanlık açıklamasında, alarmın soygundan bir gün önce çaldığı için kapatıldığı, güvenlik görevlilerinin de mekanizmayı yeniden çalıştırmayı unuttuğu belirtildi. (CNN, alarm zafiyetiyle ilgili daha fazla detay için Saksonya Savcılığı’na başvurdu ama soruşturma devam ettiği için yetkililer yorum yapmaktan kaçındı.)

ÖNCE YANGIN ÇIKARIP ELEKTRİKLERİ KESTİLER

Polise göre, çete 21 Kasım 2019 sabahı saat 4.50’de harekete geçti.

Önce Yeşil Kasa yakınlarındaki bir elektrik dağıtım merkezinde yangın çıkardılar. Böylece elektrikler kesildi, sokak lambaları söndü ve Yeşil Kasa’nın çevresi karanlığa gömüldü.

Ardından saat 4.57’de kasaya doğru ilerlemeye başladılar.

Polisin güvenlik kamerası görüntülerinden edindiği izlenime göre, nereye gideceklerini çok iyi biliyorlardı.

Aynalarla kaplı Hazineler Salonu’nun penceresinden binaya girdikten sonra hızla Armalar Odası’ndan geçtiler ve müzenin en değerli parçalarının sergilendiği Mücevherler Odası’na girdiler.

Kamera görüntülerine göre, içeri girip muhafazanın camını kırmaları mücevherleri alıp müzeden ayrılmaları sadece birkaç dakika sürdü. Ackermann, Alman devlet televizyonu ZDF’ye yaptığı açıklamada, hırsızların sergideki tüm mücevherleri çalamadığını çünkü bazıların bulundukları yere dikili olduğunu söyledi.

HER ŞEY 13 DAKİKADA OLUP BİTTİ

Ancak kaçmadan önce odaya toz şeklinde bir yangın söndürücü sıkarak izlerini örtmeyi de ihmal etmediler.

Ramm, “Ayak izleri suçluların giydikleri ayakkabıların tespiti için çok sık kullanılır. Suçlular genelde eldivenlerinden ve diğer eşyalarından kurtulurlar ama ayakkabılarını unuturlar. Dolayısıyla adli tıbbın süreceği izi bozan her şey, bunu tereddüt ederek söylüyorum ama, faydalıdır” diye konuştu.

Polis yetkilileri soyguncuların olay yerinden yukarıda bahsettiğimiz Audi ile kaçtığını, müzeye girdikleri ilk andan sadece 13 dakika sonra yani 5.10 civarında aracı 5 kilometre mesafedeki bir yeraltı otoparkında terk edip ateşe verdiklerini söyledi. Bu kadar yakında yanan bir araç bulan polisler, bunun soygunla bağlantısını hemen kurdu.

Ramm, “Bir otomobil kullanıp da geride DNA izi bırakmamak neredeyse imkânsızdır. Dünyanın dört bir yanında küçük DNA kanıtlarının bulunduğu ve araçların sürücülere bağlandığı vakalar yaşandı. Dolayısıyla otomobilin yakılması tamamen DNA kanıtlarını gizlemek içindi” ifadelerini kullandı.

GÜVENLİK GÖREVLİLERİ NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?

Polisin, çalınan eserlerden birinden hareketle Apolet Operasyonu olarak adlandırdığı operasyon, müzenin güvenlik görevlilerinin daha soyguncular içerideyken yaptığı ilk yardım çağrısıyla başladı.

Kasanın iki güvenlik görevlisi, soygunun gerçekleştiğine önlerindeki monitörlerden şahit olmuş ancak müdahale etmemişti. Polise göre bu çok da doğru bir karar değildi. Ancak Ackermann, görevlilerin güvenlik protokollerini uyguladığını söyledi.

Ramm ise polis dedektiflerinin soruşturmaya önce müze çalışanlarından başladığını belirterek, “Böyle olayların yaşanabilmesinin tek yolu, soygunculara içeriden sağlam bilgi gelmesidir” dedi. Ramm şöyle devam etti: “Örneğin odanın içinden lazer ışınları geçmediğini ya da zeminin basınç hassasiyetli olup olmadığını bilmeniz gerekir. Yaptıkları şey fazlasıyla riski. Dolayısıyla bina hakkında kapsamlı bir araştırma yaptıkları muhakkak.”

GÖZALTINA ALINDILAR VE SORGULANDILAR

Saksonya Eyalet Savcılığı’ndan Mart 2020’de yapılan açıklamada, müzede çalışan dört güvenlik personeli hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi. Savcılık yetkilileri, geçtiğimiz hafta CNN’e yaptıkları açıklamada da söz konusu soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Savcılık sözcüsü, bir kimliği gizli kişinin iki güvenlik görevlisi hakkında “yeterince tepki göstermedikleri ve soygunu önlemedikleri” gerekçesiyle şikâyette bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Diğer iki güvenlik görevlisinin de soruşturulduğunu söyleyen sözcü, bu kişilerden birinin Yeşil Kasa hakkındaki belgeleri faillere teslim etmekle suçlandığını ve soygundan dört gün sonra gözaltına alındığını belirtti. Güvenlik görevlisi soruşturmanın ardından serbest bırakıldı.

Sözcü, dördüncü güvenlik görevlisinin ise soruşturulmakta olduğunu, “alarm sistemiyle ilgili hırsızlığı kolaylaştırmış olabilecek bir eyleme dair kanıtlar bulunduğunu” söyledi. Polisin Eylül 2020’de yaptığı açıklamada, kendilerine soygun hakkında yüzlerce ihbar ulaştığı, Berlin’de olayla ilgili olduğuna inanılan çeşitli mekânlarda aramalar yapıldığı belirtildi.

Kaçış için kullanılan otomobille ilgili de renginin nerede değiştirildiği gibi yeni bulgular elde edildi. Şüphelilerin eşkalleri de kamuoyuyla paylaşıldı.

BERLİN’DE BİNLERCE POLİSİN KATILDIĞI BİR OPERASYON BAŞLADI

Ardından 17 Kasım 2020’de yani, Yeşil Kasa’nın değerli mücevherlerinin çalınmasından aşağı yukarı bir yıl sonra, polis Berlin’de çok büyük bir güvenlik operasyonu başlattı.

Almanya’nın dört bir yanından özel kuvvetlerin ve 1638 polisin katıldığı operasyonun hedefi Almanya’nın en büyük suç ailelerinden biri olan ve çoğunlukla Berlin’de faaliyet gösteren Remmo Aşireti’nin üyeleriydi. Almanya’daki aşiretler konusunda uzman olan siyaset bilimci Ralph Ghadban, soygunun gerçekleştirilme şeklinin, şüphelilerin sayısının ve olası suç ortaklarının, çetelerin gücünü ortaya koyduğunu belirtti.

Ghadban, “Aşiretler kendi üyelerini koruyor ve destekliyor. Bazılarının binlerce üyesi bulunuyor. Şehrin belli mahallelerinde kontrol sağlayıp terör estirebiliyorlar” derken bu soygundaki gibi “güçlü ve hızlı” hareket edebilmenin, aşiretlerin en ayırt edici özelliklerinden biri olduğunu belirtti.

Remmo ailesinin kökenleri Mardin’in Savur ilçesine bağlı Üçkavak köyüne dayanıyor. Eski adı Raşdiye olan Üçkavak, bir Arap köyü. Remmo ailesinin çoğunluğu Midyat’ta yaşayan 600 bin kişilik Mıhallemiler aşiretiyle akraba olduğu biliniyor. 1930’larda önce Lübnan’a gören aile üyeleri, Lübnan İç Savaşı sırasında yani 80’lerde Batı Berlin’e göç etmiş.

ABDUL MAJED VE MOHAMED KARDEŞLER BAŞ ŞÜPHELİ

Berlin’deki operasyonun ardından polis, en önemli 5 şüpheliden üçünün yakalandığını duyurdu. Diğer iki şüphelinin ise ikiz kardeşler Abdul Majed Remmo ve Mohamed Remmo olduğu açıklandı.

Kardeşler için çok büyük bir insan avı başlatıldı. İnterpol’ün kırmızı bülten yayımlamasından bir ay sonra Mohamed, Berlin’in Remmo Aşireti’nin kontrolündeki alanlarından biri olan Neukölln’de bir araç içinde yakalandı.

Abdul Majed ise 5 ay sonra 17 Mayıs 2021’de gözaltına alındı. Polis altıncı ve son şüphelinin de Ağustos 2021’de yakalandığını duyurdu.

DAHA ÖNCE DE AKÇAAĞAÇ YAPRAĞINI ÇALMIŞLAR

Bir ay sonra savcılık altı şüpheliyle ilgili organize hırsızlık ve kundakçılık suçlamalarıyla iddianame hazırladı. Şüphelilerin üçünün kardeş, diğer üçünün ise kardeşlerin kuzeni olduğu belirtildi. Şüphelilerden ikisi daha önce Berlin’de bulunan Bode Müzesi’nden “Büyük Akçaağaç Yaprağı” adı verilen 100 kilogramlık bir hatıra altınını çalmakla suçlanmıştı. (Söz konusu hırsızlıktan suçlu bulunan şüpheliler, şu an hapiste.)

Şüpheliler yakalanıp gözetim altına alındı ancak polise göre soruşturma henüz sona ermedi. Ramm, “Çalınan eşyaların eşi benzeri olmadığı böylesi bir olayda, dedektifler çalınan eşyalar bulunmadan işlerinin bittiğini düşünmez” diye konuştu.

MÜCEVHERLER NEREDE?

Peki o paha biçilemez mücevherlere ne oldu?

Ramm ve diğer uzmanlar, müzenin küratörlerini en fazla korkutan senaryonun gerçekleştiğine inanıyor: Çalınan eserler parçalara ayrıldı, üstlerindeki taşlar satıldı, değerli metaller ise eritildi.

Ramm, “Bütün bunlar organizasyon gerektirir” dedi ve ekledi: “Eserleri çalanlarla nihayetinde ortadan kaldıranların aynı kişi olması çok nadirdir. Bir suçlular ağı olması gerek, bu nedenle polis cep telefonlarına, bilgisayarlara ve yargılayacakları kişilerle diğer suç örgütleri arasındaki ilişkileri ortaya koyacak her şeyi ele geçirmeyi çok istiyor.”

Nitekim Berlin’deki operasyonda çok sayıda hard disk, bilgisayar ve cep telefonu ele geçirildi. Ancak çalınan mücevherlerden en ufak bir iz bile bulunamadı.

Yeşil Kasa önce soruşturma nedeniyle ardından Koronavirüs pandemisi yüzünden aylarca kapalı kaldı. Mayıs 2020’de yeniden açıldığında hırsızlığa konu olan dolap tamir edilmiş ama bilerek boş bırakılmıştı.

Cuma günü başlayan mahkeme sürecinin ise en az Ekim ayı sonuna kadar devam etmesi bekleniyor. Eğer suçlu bulunurlarsa şüpheliler uzun yıllar hapis yatacak gibi görünüyor. /HÜRRİYET.COM.TR (CNN’in “Inside the $128 million heist that shocked the world — and the police chase that followed” başlıklı haberinden derlenmiştir.)

En az 10 karakter gerekli