KADRİYE CİRİTCİ

Tarih: 27.08.2025 10:30

ANTALYA

Facebook Twitter Linked-in

Büyük Önder Atatürk 1930 yılının ilkbaharında ilk kez gördüğü Antalya`da lacivert denizlerin ardındaki dağların anlık renk değişimini izlerken; "Hiç Şüphesiz Ki Antalya Dünyanın En Güzel Yeridir"demiştir.

Bu sözlere katılmamak mümkün mü?

Antalya’nın tarihine ve eşsiz güzelliklerine bir göz atıp, son günlerde yaşanan sıkıntılara kısaca değinmek istiyorum. 

Attalos Yurdu" anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Kral ve akıncıların bugünkü Antalya' nın bulunduğu yere vardıklarında kral da cennete geldiğini sanmış . Bergamalılar kısa zamanda buraya bir kent kurarak “Attalia “ adını verimişler. Türkler gelip yerleştikten sonra “Attalia'nın adı “ Adalya “ olarak değiştirilmiş, daha sonra “Antalya “ olarak adlandırılmıştır.

Antalya doğal güzelliği ve tarihi zenginliğiyle iç ve dış turizme ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin en önemli turizm kaynaklarının Antalya olduğunu söylemek yerinde olur. Şehirde gezilecek yerlerden bazılarını şöyle sıralamak mümkün;

Antalya Kalesi, kentin simge noktalarından birisi. ... 

Antalya Kaleiçi. ... 

Hadrian Kapısı ... 

Yivli Minare Camii. ... 

Antalya Saat Kulesi. ... Hıdırlık Kulesi. ... 

Antalya Atatürk Evi ve Müzesi. ... 

Karaalioğlu Parkı…

Daha pek çok yerleri gezi destinasyonunuza ekleyebilirsiniz.

Gelelim bu şahane şehrin sorunlarına:

Son günlerde benim de sıklıkla yaşadığım trafik sorunu. 5 km yolu 45 dakika da aldığım günler olmuyor değil. Şehir hızla betonlaşmakta, devam eden savaşlar ve başka şehirlerden göç eden insanlar nedeniyle nüfus artmaya devam ediyor. Bazen marketlerde uzun kasa kuyruklarına denk gelmek mümkün oluyor ve genellikle yabancı uyruklu insanlar. İklim krizi nedeniyle ve tabiki betonlaşmanın etkisiyle, yanarak yok olan ormanlar cabası yaz ayları aşırı sıcak ve nemli geçiyor. Eski yıllarda Antalya’ya  yaşanabilecek en iyi bir emekli şehri denirdi. Emekli olan insanlar evini alır ve Antalya’ya yerleşirlerdi. Tabi bu günlerde bir emeklini evini alıp bu güzel şehirde yaşaması ekonomik anlamda mümkün değil. İstisnalar hariç elbette . Ev kiraları ve satılık daire fiyatları uçmuş durumda. Belediyelerin ilaçlama yapmalarına rağmen, karasinek, sivrisinek yoğunluğu bir türlü azalmıyor. Yolda yürürken dahi yüzünüze, gözünüze, hatta kulak içine kadar pike yapıp saldıran sinek ile karşılaşmanız mümkün. Belki de yapılan ilaçlamalar yeterli gelmiyor. Özen gösterilmesi gerekiyor. 

Antalya, Bursa'dan sonra demiryolu hattı olmayan, nüfusu en yüksek ikinci büyükşehir durumundadır. Bu durumun temel sebebi, Antalya'nın iç kesimlerle bağlantısındaki coğrafi engellerdir. Yinede bir çözüm yolu bulunabileceğini düşünüyorum. Bu bağlamda deniz taşımacılığı yolunda projeler geliştirilmeli, trafik yoğunluğuna katkı sağlanmalıdır. Konyaaltı-Lara arası deniz taşımacılığı şehir için kurtarıcı olur. Şu günlerde yenilenen su şebeke çalışmaları bazı yolların kapalı olmasına neden olmakta ve trafikte yoğunluğu arttırmaktadır. Bir an önce tamamlanmasını diliyorum. Şehir içi yolların bozuk, engebeli asfaltlarında önümüzdeki süreçte yenilenmesi gerekiyor. Umarım dikkate alınır ve düzenleme yapılır. 

Antalya denince akla ilk gelen şey şüphesiz ki, ekonomiye tarım alanında sağladığı katkı ve eşsiz tatil beldeleridir. Kemer, Alanya, Kaş, Side, Kundu, Çıralı, Patara, Konyaaltı ve Lara'da muazzam güzellikte plajlar bulunmakta olup, Türkiye'de "turizmin başkenti" olarak görülür. Özellikle yaz aylarında turist sayısında ciddi anlamda artış ülke ekonomisine sağladığı katkılarla önemlidir. Antalya, 1980 yılından sonra uygun iklim koşulları ve turizm nedeniyle hızla gelişmiş ve buna paralel olarak günümüzde Türkiye'nin en kalabalık beşinci ili olmuştur.

Hani derler ya; “gülü seven dikenine katlanır.” Bende her zorluğuna rağmen bu şahane şehirin büyüsüne kapılmış bir insan olarak Antalya da yaşamayı seviyorum.

Güzel Antalya’m…

Sevgilerimle…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —