İMO’DAN 6 ŞUBAT UYARISI.. ‘FELAKETLERİN SEBEBİ DOĞAL AFET DEĞİL, İNSAN’

İMO Antalya Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yaptığı açıklamada, “Ülkemizdeki sorun doğada değil, insan eliyle oluşturulan zaaflardan kaynaklanıyor” dedi.


Gündem 6.02.2026 11:49:00 0
İMO’DAN 6 ŞUBAT UYARISI.. ‘FELAKETLERİN SEBEBİ DOĞAL AFET DEĞİL, İNSAN’

İMO Antalya Şubesi, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yaptığı açıklamada, “Türkiye’de orta ölçekli bir deprem bile felakete yol açıyor. Aynı büyüklükteki deprem, gelişmiş ülkelerde bu kadar yıkıcı olmuyor. Ülkemizdeki sorun doğada değil, insan eliyle oluşturulan zaaflardan kaynaklanıyor” dedi.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi, 6 Şubat depreminin yıldönümünde bir basın açıklaması yaparak, deprem konusunda risklerin bilinmesine rağmen önlemlerin alınmadığını belirtti. İMO Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar’ın yaptığı açıklamada, depremlerin 3. yıl dönümünde ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma gereği duyulduğuna dikkat çekildi.

YAPI KALİTESİ, DENETİM VE RİSK ANALİZİ

Türkiye’de depremin beklenmedik bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçek olduğunu belirten İMO Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar, “Yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir” diye konuştu.

ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ DEPREM BİLE YIKICI OLABİLİYOR

Türkiye’de orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiğini belirten Sayar, “Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüklerindeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. 23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış, depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir” ifadelerini kullandı.

İMAR AFFI YASALARINA DİKKAT

Türkiye’deki yapı stoğunun önemli bölümünün hala yüksek deprem riski altında olduğunu belirten Sayar, şöyle konuştu: “Mevcut binaların birçoğunun son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir”.

KENTSEL DÖNÜŞÜM POYİTİKALARI YENİLEMEYE DÖNÜŞTÜ

Resmi makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stoğunun ne kadar sorunlu olduğunun gözler önüne serildiğini belirten İMO Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar, “Hala bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmadı, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmadı. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Yaklaşık 13 yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm politikaları ise, deprem riskini azaltmaktan çok, çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir” şeklinde konuştu.

ÖNLEMLER ALINMADIĞI İÇİN HER DOĞA OLAYI AFETE DÖNÜŞÜYOR

Deprem toplanma alanlarının salt boş bir alanı ifade etmediğini belirten Başar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir. Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan, rantı egemen kılan bu yaklaşım, çaresizliğin ve yetersizliğin değil, siyasal bir tercihin eseridir.

AFETLER KADER DEĞİL, ISRARLARIN ACI SONUCUDUR

“Afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikalarda ısrarın acı sonuçlarıdır” diyen Başar, konuşmasını şöyle tamamladı: “İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, mevcut yapıların ilgili uzmanlık alanında mühendislik hizmeti alarak periyodik kontrolü yasal zemine oturtulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir”. /ANTALYAGÜNDEM

SPOR


GÜNDEM

DEV DALGALAR SAHİLİ DÖVDÜ.. MARTILAR BALIK DEFİNE AVCILARI KIYMETLİ EŞYA ARADI
ANTALYA’DA KUVVETLİ SAĞANAK TAŞKINLARA YOL AÇTI.. AKSU YİNE SULAR ALTINDA
ANTALYA’DA ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARA SAHİP AİLELERE YAPAY ZEKALI DESTEK
ANTALYA’DA KONUT SATIŞINDA LİDER DEĞİŞMEDİ.. KEPEZ YİNE ZİRVEDE
İMO’DAN 6 ŞUBAT UYARISI.. ‘FELAKETLERİN SEBEBİ DOĞAL AFET DEĞİL, İNSAN’

SON DAKİKA