İki bakanın değişmesi üzerine iki gündür bir umutsuzluk ve korku fırtınası estiriliyor. Oysa korkuyu yenmeden bizi korkutanları yenemeyiz.
Ülkenin yıkılacağını söyleyenler mi dersiniz, demokrasiye veda edenleri mi ararsınız, laiklik elden gidiyor feryadı atanları mı sorarsınız? Hepsi televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada feryad ü figan içinde.
Sanki giden bakanlar bu feryat edenlerin arasından seçilmiş ve bu konularda feryat edenlerle aynı şeyleri düşünüyorlarmış. Ve sanki koca ülke, koca bir tarihsel miras, koca bir devlet geleneği; en önemlisi de Türklerin krizleri alt etme ve örgütlenme becerisi gelen iki bakan tarafından yok edilebilecek kadar basitmiş!
93 Harbi yenilgisinden, Birinci Cihan Harbi hezimetinden, Mondros ve işgal felaketinden sonra da böyle düşünülseydi ve korkuya beyaz bayrak çekilseydi ne olurdu hiç düşündünüz mü? Cevabını ben vereyim: İki gündür topluma korku pompalayanların kaybetmekten korktuğu o değerlere ve içinde yaşayacağımız bir devlete hiç sahip olamazdık.
Türkiye bir tarihsel sürecin ürünü. Bu tarihsel süreci ve o süreci inşa eden dinamikleri bilmeden yapılan her değerlendirme yanlış değilse de eksiktir. Bu değerlendirmeler o sürecin inşasında rol alan karakterleri tanımadan yapılmışsa hepten eksiktir.
Bu toplum her zaman umudu bayraklaştıran ve korkuya korku salan insanlar çıkarmıştır ve çıkaracaktır. Yoksa Atatürk'ü nereye koyacağız?
