Zaman ne çabuk akıp gidiyor, her şey hızla değişiyor.
Bir zamanlar mahallelerin adeta komutanı, iyilik meleği, dert babası olan, çocukları sevindiren,ailelerle kız istemeye giden, başı darda olanın yardımına koşan o 'Noel Baba' imajlı muhtarlarımız artık tarihe karıştı. Belediyelerden bile ne yol ne su, ne de asfalt istemelerine gerek kalmadı.Elektrik desen gani.
Artık ne mahalleli muhtarı, ne muhtar mahalleliyi tanıyor.
Muhtar adaylarımız seçimden seçime gelip, oy istiyor. Sonrasında yıllaca kimse birbirini görmüyor.
Arada bir muhtarlıkların önünden geçerken bakıyordum, çoğunun kapısı kapalı, bir klima sesi geliyor, içeriye bakıyorsunuz bir postacı uğramış zarfları ayırıyor. Kimi zamanda hararetli bir dost sohbeti sürüyor,
hepsi bu.
Bir zamanların en gözde mekanlarından olan muhtarlık kurumu adeta artık son demlerini yaşıyor.
Oysa muhtarlarımız bu hallere düşecek insanlar mıydı? Ama kabahat onlarda değil. Zaman ve teknoloji herşeyi kemiriyor, değiştiriyor, eskitiyor.
Muhtarların köylerde camilerden yaptıkları anonslar dahi kesildi. O keyifli şiveleriyle neler diyordu muhtarlarımız?
"Hacıların Memedin moturunu alan şahıs, acele moturu getir, Memed şehre gidecekmiş..."
Ya da; "Ey köy halkı, suyu çok harcıyonuz köy kurudu. İsraf günahtır. Allah bunun hesabını hepimize sorar..."
***
Oysa muhtarlarımızın ne kadar önemli görevleri vardı.
442 Sayılı Köy Kanununa göre muhtarın devlet işleri ile ilgili görevleri ise şöyle sıralanmıştı:
Madde 36 –
1 - Hükümet tarafından bildirilecek kanunları, nizamları köy içinde ilan etmek ve halka anlatmak ve kanunlar, nizamlar, talimatlar, emirler ile kendisine verilecek işleri görmek;
2 - Köyün sınırı içinde dirlik ve düzenliği korumak (asayişi korumak);
3 - Salgın ve bulaşık hastalıkları günü gününe Hükümete haber vermek;
4 - Hekim olmayanların ve üfürükçülerin hastalara ilaç yapmasını menetmek ve Hükümete haber vermek;
5 - Köylünün çiçek ve bulaşıcı hastalıklar aşısı ile aşılanıp hastalıktan kurtulmasına çalışmak;
6 - Köye gelip gidenlerin niçin gelip gitmekte olduklarını anlamak ve bunlar içinde şüpheli adamlar veyahut ecnebiler görülürse hemen yakın karakola haber vermek;
7 - Her ay içinde köyde doğan, ölen, nikahlanan ve boşananların defterini yapıp ertesi ayın onuncu gününden evvel nüfus memuruna vermek ve köyün nüfus defterini birlikte götürerek vukuatı yürüttürmek;
8 - Vergi toplamak için gelen tahsildarlara yol göstermek, yardım etmek ve tahsildarların yolsuzluğunu görürse Hükümete haber vermek.
9 - Asker toplamak ve bakaya ve kaçakları Hükümete haber vermek;
10 - Köy civarında eşkıya görürse Hükümete haber vermek ve elinden gelirse tutturmak;
11 - Köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan ve Hükümet kanunlarını dinlemeyen kimseleri köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırarak Hükümete göndermek;
12 - Köy sınırı içinde yangın ve sel olursa köylüleri toplayıp söndürmeye ve çevirmeye çalışmak,
(orman yangınlarında sınırdan dışarı olsa dahi yardıma mecburdurlar.);
13 - Mahkemelerden gönderilen celpname ve her türlü tezkere ve hükümleri lazım gelenlere bildirerek, istenilen işleri yapmak ve mahkeme mübaşirine ve jandarmaya vazifesinde kolaylık göstermek;
14 - İhzar ve tevkif müzekkereleri (bazı adamların kanun namına tutulmasını emreden mahkeme kağıdı)
gösterildikçe aranılan kimseleri kağıdı getirenlere tutturmak;
15 - Zarar görenlerin şikayeti ve bilip işitenlerin haber vermesi üzerine sorup araştırmak;
16 - Bu kanunda ismi geçen davaları ihtiyar meclisine söyleyip hükmünü almak.
Elbette sonrasında Belediyeler Kanunu'yla farknı görev tanımları da yapıldı. Ama sanki net bir şey ortaya konulamadı.
***
Görüleceği üzere muhtarlarımızın yazılı görevleri bir hayli fazlaydı.
Ancak günümüzde devletimizin valilik, kaymakamlık, belediyeler ve diğer kamu kurumlarının mahallelerde il, ilçe ve mahallelerdeki teşkilatlanması tamamlandığı ve dijital sisteme geçildiği için muhtarlarımızın sırtındaki bu iş yükü zamanla azaldı hatta neredeyse hiç kalmadı denilebilir.
Bu nedenle muhtarlarımızın en önemli görevi günümüzde, kendisine teslim edilen borç ve haciz tebligatlarını muhatabına vermek oldu diyebiliriz.
Nüfus kaydı, ikametgah ilmühaberi gibi görevler de muhtarların görevleri arasından çıktı gitti.
Artık e-devlet'e giren istediği tüm belgeleri alabiliyor.
İç ve dış güvenliğin hem teknolojik hem de nitelik ve nicelik olarak gelişmesiyle muhtar bilgilerine da pek gerek kalmadı denilebilir mi? Elbette denilemez.
Hala muhtarlarımız soruşturmalarda polisimiz ile jandarmamızın danıştığı bir devlet adamı konumunda.
Muhtarlarımızın biren siyasi figür haline gelmeleri de son zamanlardaki önemli değişimlerden biri.
Kendilerinden mahalle halkını bir partiye yönlendirme gibi taleplerde bulunulduğu da biliniyor.
Fazla uzatmayalım; Bir zamanlar filmlerde dahi sıkça yer alan muhtarlarımız artık ofislerinde konuklarıyla sohbet eder hale gelmiş birer devlet görevlisine dönüştü
Yardıma muhtaç vatandaşlar dahi artık muhtara değil kaymakamlıklara başvuruyor.
***
Özetle muhtarlarımız devleti ve milleti yakından tanıyan, bilgili, kültürlü, gözü açık devlet adamlarıydı.
Halk ile devlet arasında köprü vazifesi görüyorlardı. Hatta o kadar değerliydiler ki devlet kendilerine hemen silah taşıma ruhsatı veriyordu. Çok uzun yıllar neredeyse baraka denilebilecek ofislerde hizmet vermişlerdi, son zamanlarda belediyeler sayesinde modern muhtarlık binalarına da kavuşmuşlardı.
Hele aslan gibi kadın muhtarlarımız vardı ki, değme babayiğitler ellerine su dökemezdi. Arada bir medyaya haber olurlar, vatandaşın yüzünü güldürürlerdi.
Ama artık o günler geride kaldı.
Peki artık üzerlerindeki iş yükü iyice azaldığına göre muhtarlarımız ne yapacak?
Bana göre devletimizi yönetenler muhtarlarımız için yeni görev tarımı yapmalı ve kamu yararına çağdaş hizmetler vermelerinin önünü açmalı.
Belki de muhtar performans sistemi getirilmeli.
Ayrıca ülkemizin yok olan ormanlarının yeniden ağaçlandırılması çalışmalarının takibi de muhtarlarımıza verilmeli.
Depremlerde evlerini kaybeden ve perişan olan vatandaşlarımızın sesini duyurmaları için de gayret gösterebilirler.
Kaçak yapıların tespit ve takip edilmesinde de görev alabilirler...
Çevre kirliliğiyle ilgili çalışmalar da yapabilirler.
Ne yaparlarsa yapsınlar ama bürolarında zaman öldürmesinler.
Son sözümüz de şu olsun;
"Kadın elinin değdiği her şey güzelleşir" mantığından yola çıkarak, bundan sonra muhtarlarımız kadın olsun, bu gelişme de dünyaya örnek olsun!