Le Monde: Türkiye'deki çocuk suçluluğunun nedenleri; yoksulluk, eğitim, istihdam ve uyuşturucu...
Fransızların dünyaca ünlü tabloid gazetesi Le Monde, "İstanbul’da aşırı şiddet yanlısı genç çeteler, şehir üzerindeki hâkimiyetini artırıyor" başlıklı bir makale yayınlayarak, dünyanın en güzel coğrafyasına ve insanlarına sahip olan Türkiye için gerçeklerle dolu şu öngörüde bulundu; Türkiye uzun vadede Brezilya ve Meksika benzeri bir şiddet döngüsü riskiyle karşı karşıya kalabilir...
Le Monde editörleri bu öngörülerini ise şu istatistiki bilgilere dayandırdılar.
- İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin büyük kentlerinde, çoğu ergen ve genç yetişkinlerden oluşan ultra şiddet yanlısı suç çeteleri son yıllarda hızla büyüdü.
- Bu çetelerin yükselişi, özellikle sentetik uyuşturucu ticaretindeki patlamayla doğrudan bağlantılı görülüyor.
- “Dalton davası” olarak bilinen büyük soruşturmada 362 sanık yargılandı; sanıkların ortalama yaşı 20, yaklaşık üçte biri reşit değildi.
- Dava sırasında sanıkların mahkeme görevlilerine sandalye fırlatması ve çıkan arbede, çetelerin şiddet kapasitesini gözler önüne serdi.
- Çete liderlerine çok sayıda suçtan 12’şer kez müebbet hapis cezası verildi.
- Çeteler, İstanbul’un yoksul mahallelerinden çıkarak kentin merkezlerine ve siyasi açıdan hassas bölgelere yayıldı.
- Güvenlik ve yargı verilerine göre ülkede faaliyet gösteren çete sayısı 49’a ulaştı; devam eden soruşturmalarda adı geçen genç sayısı yaklaşık 5 bine yaklaştı.
- Son 10 yılda suça karışan çocuk sayısı iki katından fazla artarak 202 bine yükseldi.
- Kasım 2025 itibarıyla cezaevlerinde tutulan çocuk sayısı 4.682 olarak kaydedildi.
- Okul terk oranları keskin biçimde arttı; 2023-2024 eğitim yılında 218 binden fazla çocuk eğitimi bıraktı.
- Uyuşturucuya başlama yaşı 2010’da 15–16 iken bugün 14’e kadar düştü; özellikle bonzai ve metamfetamin öne çıkıyor.
- Çeteler, sosyal medya, taraftar grupları ve cezaevleri üzerinden çocukları kolayca devşiriyor; reşit olmayan üyeler “ön saflarda” kullanılıyor.
- Uzmanlara göre bu eğilim devam ederse, Türkiye uzun vadede Brezilya ve Meksika benzeri bir şiddet döngüsü riskiyle karşı karşıya kalabilir.
- Yetkililer ve araştırmacılar, sorunun yalnızca güvenlik değil, yoksulluk, eğitim, istihdam ve uyuşturucu politikalarıyla bağlantılı yapısal bir kriz olduğunu vurguluyor.
***
Le Monde yalnızca İstanbul'u yazarak eksik iş yapmış. Çok sayıda büyük şehrimizde ve özellikle doğu illerimizde de çocuk suçlular risk sınırını aşmış durumda.
Elbette çocuk suçluluğu deyince sadece silahlı soygun yapan, uyuşturucu kullanan, haraç alan, akranlarını ve büyüklerin yaralayan, öldüren çocuklar akla gelmemeli...
Okullardaki akran zorbalığı da almış başını gitmiş durumda. İnsanlar evlatlarını sokağa bırakamamanın yanı sıra, okula göndermekten de korkar hale geldi.
Bunun nedenleri arasında Le Monde'nin yukarıda saydığı gerekçelere özellikle sosyal medyayı da eklemek gerekiyor.
Çocuk suçluların bu platformlarda örgütlendikleri, buradan beslendiklerini ve buralardaki paylaşımlardan şiddete olan eğilimlerini artırdıkları gün gibi ortada...
Lafı uzatmadan söylemek gerekiyor; Öncelikle adı çocuk olan ancak her biri suç makinesine dönüşmüş bu şahıslara verilen cezaların ciddi orandan artırılması ve adliyelerden serbest bırakılmalarının önlenmesi gerekiyor.
Böylelikle polislerin üzerine binmiş yüklerin tekrar tekrar yenilenmesinin önüne de geçilmiş olacaktır.
Ayrıca emniyet güçlerinin kent içindeki uygulamalarını artırmaları, okul önlerinde biriken suça meyilli grupların üzerine gidilmesi, cafe, kahvehane gibi buluşma yerlerinin tespit edilip buralara yönelik çalışmalar yapılması / artırılması, büyüğü, küçüğü ayırdetmeden bıçak, tornavida, vs. taşımanın yasaklanması bu yönde yüksek müeyyidelerin getirilmesi, kent içinde yapılan uygulamaların çoğaltılması, gerekirse bu yöndeki uzman polis sayısının yükseltilmesi uygun olacaktır.
Emniyet güçleri tarafından bu yönde yapılan çalışmaların medyayla sık sık paylaşılması da suçun önlenmesi, caydırıcılığın artması yönünde katkı sağlayacaktır.
Artık ailelerin akıttığı gözyaşının önüne geçilmesi, gençlerimizin hiç yoktan hayatını kaybetmemesi en büyük dileğimizdir...
