DOLAR 32,2207 0.04%
EURO 35,3294 0.3%
ALTIN 2.518,040,71
BITCOIN 2147854-0,57%
Antalya
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

139 okunma

PUTİN BU HAMLEYİ NEDEN YAPTI? DONBAS NEDEN ÖNEMLİ? / 8 SORU 8 YANIT

ABONE OL
23 Şubat 2022 09:42
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donbas bölgesindeki ayrılıkçıların kurduğu “cumhuriyetleri” tanıdığını açıklamasıyla dünya savaş durumuna geçti. Peki Putin bu kararı neden verdi? Donbas’ın özelliği ne? Ve daha da önemlisi önümüzdeki günlerde bizi neler bekliyor? İşte 8 soruda merak edilenler…

Dünyanın günlerdir gözünü kulağını ayırmadan takip ettiği Rusya-Ukrayna krizi dün kritik bir dönemece girdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın doğusunda Rus yanlısı ayrılıkçı gruplar tarafından kurulan Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’ni resmen ve derhal tanıma kararı aldıklarını duyurdu. Putin bu kararın ardından bölgeye “barış gücü” olarak Rus askerlerini yolladı.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın “Rusya Federasyonu’nun, sözde Donetsk ve Luhansk Cumhuriyetleri’ni tanıma kararı Minsk Anlaşmaları’na aykırı olduğu gibi, Ukrayna’nın siyasi birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık ihlali anlamına gelmektedir. Rusya’nın söz konusu kararını kabul edilmez buluyoruz ve reddediyoruz” ifadeleriyle tepki gösterdiği gelişmenin ardından akıllarda birçok soru var.

Biz de arşivlerde bir tarama yaptık, hem krizi bu noktaya taşıyan süreci özetledik hem de “Bundan sonra ne olabilir?” sorusunun yanıtını aradık. İşte 8 soru 8 cevap ile Putin’in ayrılıkçı “cumhuriyetleri” tanımasının arka planı…

1) SÖZ KONUSU “CUMHURİYETLER” NEREDE KURULDU?

" alt="">

Donetsk ve Lugansk, Ukrayna’nın doğusunda Donbas olarak bilinen bölgede yer alıyor. Tam Rusya sınırında yer alan bu bölge Ukrayna’nın ağır sanayi merkezlerinden biri. Geniş kömür yataklarına sahip olan Donbas’ta madencilik ve çelik üretimi önemli gelir kaynakları arasında başı çekiyor.

Bölgenin bir kısmı Kiev’in kontrolü altında, bir kısmı ise Rusya yanlısı ayrılıkçıların denetiminde.

Ayrılıkçı gruplar Donetsk ve Luhansk’ın tamamı üzerinde hak iddia ediyor ancak halihazırda sadece bölgenin Rusya sınırında kalan yaklaşık 17.000 kilometrekarelik üçte birlik bölümünde etkililer.

8 yıla yakın zamandır devam eden sorunlar ve çatışmalar, bölgede yaşayanların hayatına ağır darbe vurdu. Sürekli yüksek tansiyon ve ekonomik problemler nedeniyle 2 milyon civarında insan bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Ukraynalı yetkililer çatışmadan kaçanların 200.000 kadarının başkent çevresinde, geri kalanının da Kiev kontrolündeki Donbas topraklarında yaşamlarını sürdürdüğünü belirtiyor.

2) GERGİNLİĞİN GEÇMİŞİNDE NE VAR?

Donbas bölgesindeki ayrılıkçı hareketlerin kökleri Euromaidan (Yevromaydan) Protestoları’na kadar uzanıyor.

21 Kasım 2013 tarihinde dönemin Ukrayna hükümeti Avrupa Birliği-Ukrayna Ortaklık Sözleşmesi’ni imzalamayı reddederek Rusya’ya ve Avrasya Ekonomik Birliği’ne yakın çizgide ilerleme kararı aldı. Ardından başta başkent Kiev’in Bağımsızlık Meydanı’nda olmak üzere, yüz binlerce Ukraynalı, günler süren protestolarla, Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in ve ikinci Azarov hükümetinin istifasını istedi. Şubat 2014’e kadar devam eden protestolar, nihayetinde Yanukoviç’in istifası ve yeni bir hükümet kurulmasıyla sonuçlandı.

(Aynı günlerde, Rusya yine Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım Yarımadası’nı işgal ve ilhak etti. Yanukoviç’in iktidarı kaybetmesinin hemen ardından 23 Şubat’ta Sivastopol’deki Rusya yanlısı protestolarla başlayan Kırım işgali, 16 Mart’ta Kırım’da yapılan bir bağımsızlık referandumuyla sona erdi. İki gün sonra, Kırım Cumhuriyeti ve Sivastopol federal şehri olarak ikiye bölünmüş olan Kırım Yarımadası, Rusya Federasyonu’na dahil oldu.)

Batı’nın da desteklediği Kiev’deki yeni hükümet, Donetsk ve Lugansk bölgelerinde yaşayan ve çoğunlukla Rusça konuşan toplulukların tepkisini çekti. Dün Putin’in “Tanıyoruz” açıklamasına konu olan Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nin temelleri Nisan 2014’te atıldı.

Dünya kamuoyunda kısaca DPR ve LPR kısaltmalarıyla bilinen bu cumhuriyetlerin destekçileriyle Ukrayna hükümetine bağlı güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar sürerken, 11 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen referandumlardan “kendi kaderini tayin” kararı çıktı. Ertesi gün hem DPR hem de LPR bağımsızlıklarını ilan etti.

Bu gelişmenin ardından, Kiev’in “istilacılar” ve “işgalciler” diye nitelendirdiği gruplara karşı başlattığı “Terörle Mücadele Operasyonu” kapsamında bölgedeki asker sayısı artırıldı. Ağır silahların ve savaş uçaklarının da kullanıldığı operasyonlarda çatışmaların dozu günden güne yükseldi.

Toplam 14.000 civarında can kaybının yaşandığı çatışmalar süresince asker ve silah anlamında açık üstünlüğü bulunan Ukrayna, ayrılıkçı gruplar üzerinde net bir hakimiyet sağlamayı başaramadı. Bu bağlamda Kiev hükümetinden zaman zaman Rusya’yı suçlayan açıklamalar geldi.

Moskova’nın “milis güçleri” olarak tanımladığı ayrılıkçılara askeri destek verdiği hatta çatışmalara doğrudan müdahale ettiği yönündeki suçlamaları, Kremlin her seferinde reddetti. Rus yetkililer düne kadar Ukrayna toprağı kabul ettikleri DPR ve LPR’ye sadece insani yardım gönderildiğini vurguladı.

3) MİNSK ANLAŞMALARI NEDİR?

2014 yazında Belarus’un başkenti Minsk’te Ukrayna, Rusya Federasyonu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile DPR ve LPR liderleri arasında hararetli tartışmalara sahne oldu.

5 Eylül 2014’te imzalanan ve Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko’nun 20 Haziran’da gündeme getirdiği 15 maddelik barış planını temel alan Minsk Protokolü, ateşkes amacı taşıyordu.

12 maddelik protokolde tarafların silah bırakması, ateşkesin AGİT tarafından denetlenmesi, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması, silahlı grupların ve askeri ekipmanın Ukrayna topraklarından çekilmesi, ekonomik toparlanma için bir program hayata geçirilmesi gibi başlıklar öne çıkıyordu. Ancak atılan imzalara ve verilen sözlere rağmen bölgede çatışmalar sürdü.

Bu nedenle 19 Eylül’de bir ek protokol daha imzalandı. Bu protokolde de sınırda askerden ve silahtan arındırılmış 30 kilometrelik bir tampon bölge oluşturulması gibi noktalar yer alıyordu.

Ne var ki tarafların hiçbiri anlaşmaya tam anlamıyla uymadı. Küçük çaplı çatışmalar devam etti. Ocak 2015’te ateşkes tamamen sona erdi. Bu tarihte ayrılıkçıların Donetsk Uluslararası Havalimanı’nı ele geçirerek protokolü açıkça ihlal etmesinin ardından DPR, “Artık ateşkes görüşmesi yapmayacağız, Donetsk bölgesi sınırlarına doğrudan saldıracağız” açıklaması yaptı.

31 Ocak’ta yeniden başlayan Minsk görüşmeleri sonucunda nihayet 12 Şubat 2015’te Ukrayna ile üç garantör ülke (Rusya, Almanya ve Fransa) arasında kapsamlı bir ateşkes ve barış anlaşması imzalandı. İkinci Minsk Anlaşması olarak da bilinen bu anlaşma ile Donbas’ta silahlar sustu ancak barış yine sağlanamadı. Çatışmalar rafa kaldırılırken bölge her an alev almaya hazır bir anlaşmazlık noktası olarak kalmaya devam etti.

4) MINSK’TEN SONRA NELER OLDU?

Anlaşmalar doğrultusunda Ukrayna’nın bu iki bölgeye özel bir statü ve birçok konuda özerklik tanıması gerekiyordu. Karşılığında Rusya sınırının kontrolü de yeniden Kiev’e geçecekti. Ne var ki sadece bu maddelerin değil, anlaşmanın herhangi bir noktasının tam anlamıyla uygulamaya konduğunu söylemek mümkün değil.

Putin geçmişte yaptığı açıklamalarda, Ukrayna’nın anlaşmanın maddelerini yürürlüğe koyma gibi bir niyeti olmadığını öne sürdü. Ukrayna ise cephede yaşadığı kayıpların ardından kabul edilen anlaşmanın maddelerinde değişiklik taleplerinde bulundu. Rusya’nın öngördüğü koşullardaki bir anlaşmanın Moskova’nın Ukrayna’nın dış politikasına müdahalesi için alan açacağını ve egemenliğine zarar vereceğini ifade eden Ukraynalı yetkililer, bu koşullarda uygulandığı takdirde anlaşmanın ayaklanmalara ve kaosa yol açacağını iddia etti.

Müttefik ülkeler ise anlaşmaya desteklerini halen sürdürüyor ve taraflara verilen sözlerin tutulması için çağrı yapıyor.

Diğer yandan Moskova ayrılıkçıların kontrolündeki bölgelerde yaşayan 800.000 kişiye Rusya pasaportu verdi. Ukrayna ve Batılı ülkeler, Kremlin’in ayrılıkçıları silahlandırıp desteklediği iddialarını sürdürüyor. Rusya ise bu iddiaları kesin bir dille yalanlıyor ve desteğinin insani yardımla sınırlı olduğunu vurguluyor.

5) RUSYA’NIN AYRILIKÇILARI TANIMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Ukrayna, 17 Şubat tarihinden itibaren DPR ve LPR’a yönelik askeri baskısını artırdı. Sivil hedeflerin de zarar gördüğü bombardımanların ardından boşaltılan bölgeden kaçanlar Rusya’ya sığındı. Geçtiğimiz hafta Rusya meclisi, Putin’e DPR ve LPR’nin tanınması yönünde bir çağrıda bulundu. Diğer yandan DPR ve LPR yetkilileri de resmen tanınma taleplerini Rusya’ya iletti. Bütün bunların sonucunda Putin, iki “cumhuriyeti” tanıdığını açıkladı.

Bu Rusya DPR/LPR ilişkileri adına bir ilk ve Moskova’nın bölgeye asker göndermesini meşrulaştıran bir karar. Zira Rusya açısından bakıldığında askerler Ukrayna topraklarına değil bir müttefik ülkeye gönderilmiş oluyor.

Rus milletvekili ve Donetsk’in eski siyasi liderlerinden Aleksandr Boroday geçen ay yaptığı açıklamada, bunun ardından ayrılıkçıların Rusya’nın da yardımıyla Donbas’ın Kiev kontrolündeki bölümlerini ele geçirme hamlesinde bulunabileceğini söylemişti. Bu öngörü gerçekleşirse Rusya ve Ukrayna arasında açık silahlı çatışma da söz konusu olabilir.

ABD kaynaklarına göre Ukrayna çevresinde konuşlandırılmış ABD askerlerinin sayısı 190.000’i buluyor. Başkan Joe Biden, geçtiğimiz günlerde sınırdaki tüm Rus güçlerinin Ukrayna’ya girmesini, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük işgal” olarak nitelendirdi. Pentagon’a göre böyle bir durumda Rusya, Ukrayna’nın birçok şehrini alıp geniş bir bölgeyi ele geçirebilecek gücü sınıra yığmış durumda.

ABD istihbaratına göre bu durumda 25.000 ila 50.000 sivilin ölümü ve yaralanması söz konusu. Sivil kayıpların sayısını şehirlerde ne kadar çatışma yaşanacağı belirleyecek. 3.000 ila 10.000 Rus askeri ile 5.000 ila 25.000 Ukrayna askerinin de ölmesi ya da yaralanması söz konusu. Yerinden edilecek Ukraynalıların sayısı ise 5 milyonu buluyor. (Ukrayna’nın nüfusu 45 milyon civarında.)

6) GEÇMİŞTE BENZER OLAYLAR YAŞANDI MI?

Rusya 2008’de de kısa bir savaşın ardından Gürcistan’dan ayrılan Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinin bağımsızlığını tanımıştı. Bu tanıma olayının ardından Moskova’dan buralara büyük maddi yardımlar gönderilmiş, Abhazya ve Güney Osetya halklarına Rus pasaportu verilmiş ve binlerce Rus askeri bu bölgelerde konuşlandırılmıştı.

Putin geçen çarşamba yaptığı açıklamada Ukrayna’nın Donbas’ta “soykırım” yaptığını söyledi. Rusya liderinin aynı argümanı Ağustos 2008’de Gürcistan topraklarına girmeden önce de dile getirmiş olması, benzer bir senaryo yaşanacağına işaret kabul edildi.

Rusya’ya komşu bir eski Sovyet ülkesinde ucu açık bir askeri varlık bulunması, Gürcistan’ın NATO’ya katılma hayallerini suya düşürdü. Aynı şey Ukrayna için de geçerli.

2008’den bu yana NATO’yla flört halinde olan Ukrayna 12 Haziran 2020’de ittifakın ortaklık programına dahil oldu. Ukrayna’ya istihbarat desteği ve NATO tatbikatlarına katılma hakkı sağlayan bu durum, üyelik yönünde bir adım olarak değerlendirildi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski de geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Ukrayna’nın üyelik niyetinin anayasayla korunduğunu ve değişmediğini” söyledi.

7) RUSYA DONBAS’I NEDEN İSTİYOR?

Ukrayna ve Rusya’nın ortak tarihi 9’uncu yüzyılda Vikinglerin kurduğu ilk Slav devleti olan Kievan Rus’a kadar uzanıyor. Rusya ise Ukrayna’yı küçük kardeşi olarak görüyor ve kendisinden ayrı bir bağımsızlığı olabileceğini kabul etmiyor. Putin geçen yıl Temmuz ayında Kremlin’in internet sitesinde yayımlanan yazısında Ruslar ve Ukraynalıların tek ulus olduğunu savunuyor ve “Ukrayna’nın gerçek bağımsızlığı ancak Rusya’yla kurulacak bir ortaklıkla mümkün olabilir” diyordu.

Putin, dün gece yaptığı ve LPR ve DPR’yi tanıdığını açıkladığı konuşmada da benzer mesajlar verdi. Bağımsız bir devlet olarak Ukrayna’nın 1917 Devrimi’nden sonra Rusya’yı bölmek isteyen Bolşevikler tarafından yaratıldığını, SSCB’nin yıkıldığı dönemde Gorbaçov’un da benzer bir yanlış yaptığını savundu.

Putin’in bu söylemlerinin temelinde dil birliği prensibi yatıyor. Zira Ukrayna’da 2001’de yapılan son resmi nüfus sayımında Kırım ve Donetsk’te yaşayan vatandaşların yarısından fazlası ana dillerinin Rusça olduğunu söyledi. Ancak “Ukrayna’nın doğusunda Rusça, batısında Ukraynaca konuşulur” demek de durumu fazla basite indirgeyen bir ifade. Zira doğuda da Ukraynaca ya da Rusça-Ukraynaca karışımı bir dil olan “Surzhyk” konuşanlar var.

Yine de Putin, bu konudaki açıklamalarında Donbas’ın doğal kimliğinin Rus olduğunu, Ukrayna’nın buradaki Rusça konuşan topluluklara tahammülsüz davrandığını, şiddet uyguladığını, bu Rusları savunmanın da kendilerine düştüğünü belirtiyor. Ayrılıkçı grupların söylem ve eylemlerinin temelinde de bu kimlik politikası yatıyor.

8) DONBAS HALKI NE İSTİYOR?

Donbas’ta Eylül-Ekim 2020 döneminde gerçekleştirilen ve sonuçları geçen yıl açıklanan bir anket oldukça ilginç noktalara işaret ediyor. DNR/LNR kontrolündeki ve Kiev kontrolündeki bölgelerde yaşayan 1000’er kişiye aynı soruların sorulmasıyla elde edilen sonuçlar, dramatik farklara işaret ediyor. Dahası, geçmişte yapılmış benzer anketlerle kıyaslandığında, iki grup arasındaki görüş ayrılıklarının gittikçe derinleştiği anlaşılabiliyor.

DNR/LNR kontrolündeki bölgede yaşayanların yarısından fazlası Rusya’ya katılmak istiyor. Bu grubun bir kısmı, belli bir noktaya kadar özerklik elde etmeye de sıcak bakıyor ancak tam bağımsızlık isteyenlerin oranı yüzde 10’un altında. “Yeniden Ukrayna’ya katılalım” diyenler ise yüzde 12’de kalıyor.

Kiev kontrolündeki bölgelerde ise yüzde 55 civarında bir çoğunluk, ayrılıkçıların elindeki bölgelerin Ukrayna’ya iade edilmesini istiyor ve herhangi bir özerkliğin söz konusu olmaması gerektiğini düşünüyor. /HÜRRİYET.COM.TR (Washington Post’un “Why are Donetsk and Luhansk in Ukraine’s Donbas region a flash point for Putin?”, Sputnik’in “From the Founding of a Republic to Independence Recognition: Key Points in the Donbass Conflict”, Guardian’ın “What does Russian recognition of breakaway Ukraine regions mean?”, Euronews’ün “How do you join NATO and how close is Ukraine to becoming a member?”, CNN’in “Why Donbas is at the heart of the Ukraine crisis”, New York Times’ın “Maps: Russia and Ukraine Edge Closer to War”, Wall Street Journal’ın “What Does Russia Want With Ukraine? Putin and NATO Tensions Explained” ve “Is Russia Invading Ukraine? Putin’s Standoff with NATO Explained” başlıklı haberlerinden derlenmiştir.)

En az 10 karakter gerekli