DOLAR 32,2064 0%
EURO 35,4191 0.32%
ALTIN 2.523,680,93
BITCOIN 2144936-0,65%
Antalya
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

194 okunma

SUBAŞI VE İTTİFAKLARINA AMAN DİKKAT

ALİ TONGÜLÜS

ABONE OL
27 Şubat 2022 13:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TBMM’de İYİ Parti adına konuşan Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, otoriter rejimleri eleştirdi..

Otoriterleşme ile ne gibi bir alakası varsa..

“Rejimlerin otoriterleşme eğilimi felaketlere yol açabilir.. Rusya’nın rejimi bunun tipik örneğidir ve bakın komşusu Ukrayna’yı işgal etmek üzeredir” dedi..

Ve ardından, “Afrika’nın en ücra noktalarında aranan işbirliğinin önce kendi komşularımızla yapılması gerekir” diyerek ağzındaki baklayı çıkardı..

Böylece..

" alt="">

Subaşı’nın amacının “otoriterleşme”yi eleştirmek değil, sürekli olarak “diktatör” benzetmesi yapılan Recep Tayyip Erdoğan’a çiçek atmak olduğu ortaya çıktı..

Oysa..

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Hasan Subaşı da “otoriterleşmiş” biriydi..

Öyle ki; “kimseyi takmaması” yüzünden turizmin başkentinin bütün cadde ve sokakları 3’er-4’er kez kazdırıp-kapattırarak Antalya halkının parasını çar-çur etmişti..

Ama şimdi çıkmış, Afrika’da Türkiye’ye milyarlarca dolar kazandıracak anlaşmalar yapan, bu arada şu anda savaş halinde olan komşularımızla da her türlü işbirliğini geliştiren Erdoğan’ı itibarsızlaştırmaya çalışıyor..

İyi Parti’li, ama ne çabuk “CHP kafalı” olup-çıktı, anlayan beri gelsin..

Subaşı’ya şunu sormam gerekiyor;

Madem devletlerin otoriterleşmesi nedeniyle uluslararası sözleşmeler yok sayılıyor, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek yerine keyfi projeler yapılıyor, öyleyse önce dünyadaki hiçbir uluslararası sözleşmeyi ve hukuku tanımayan ABD ile İsrail’e niye tek kelime etmiyorsun?

Devam edelim..

Bakın, “otoriterleşme” aslında kötü bir şey değildir..

Çünkü, her ev, her cemiyet, her topluluk, her takım, her toplum planlı ve sistemli bir düzen kuracaksa, işbaşında “sözü dinlenecek birine” ihtiyaç duyar..

Derneklere, odalara, devletlere “başkan” seçilmesinin nedeni de budur..

Dikkatle inceleyin, araştırın..

En başarılı topluluklar, başında “otoriter bir lider” bulunanlardır..

Lider “zayıf” kalırsa, sözünü dinletemezse kargaşa ve kaos hakim olur..

Otorite ve otoriter ne demek?

Türk Dil Kurumu bunu 2 ayrı şekilde tarif ediyor..

1- Bir şeyi yaptırma ya da engelleme gücünü elinde bulunduran kişi veya kurum..

2- Mevcut yönetim, siyasi iktidar, devlet ve hakimiyet.. 

Siyasi otorite ne demek?

Devletin, kurumların ya da bir topluluğun siyasi ve idari açıdan sahip olduğu yaptırım gücü..

Bir de, ülke yönetimlerinde sık sık duyduğumuz “otorite boşluğu” ifadesi var..

Bu da, “bir toplumda yetkinin, düzenin ve sistemin kurulamaması ve sağlanamaması” anlamında kullanılır..

Örneğin, bir lider çıkar, “Cumhurbaşkanı bana Anayasa kitapçığı fırlattı” diyerek istifa eder, ülkesinde büyük bir siyasi ve ekonomik kriz yaratabilir..

Bu noktada sormaya devam edelim..

Eğer Erdoğan “otoriter bir lider” olmasaydı;

1- Türkiye 10 yıl içerisinde onlarca reform gerçekleştirebilir miydi?

2- Bir yılda 25 bin konutluk şehirler yapılabilir miydi?

3- Her felakette devletin kurumları ve görevlileri vatandaşın yanında olabilir miydi?

4- “Türk” adı, dünyada bu kadar “güçlü” bir hale gelebilir miydi?

Dahasını saymıyorum bile..

Bunların hiçbirini Türkiye 80 yılda hiç yaşayamadı?

Çünkü, Atatürk’ten sonra Erdoğan’a kadar bu ülkenin başına hiç “otoriterleşmiş” bir lider gelmedi..

Atatürk döneminde “Kurtuluş Savaşı” yapılmıştı, Erdoğan döneminde yine bir “Kurtuluş Savaşı” yapılıyor..

Ama, öyle anlaşılıyor ki..

Atatürk döneminde olduğu gibi, içerideki ve dışarıdaki Türkiye’nin bağımsızlaşmasını istemeyenler, “aynı taktikleri” uygulayarak ülkemizin başını kaldırmasını engellemeye çalışıyor..

Subaşı ve ittifaklarına aman dikkat.. 

En az 10 karakter gerekli