Sosyolog Ahmet Özalp: "Özellikle ekonomik çöküntülerin yarattığı ahlaki kırılmalar bu çetelerin oluşmasında önemli etkenlerden biridir. Bu tür derin kırılmalar toplumsal kurumlarda da derin bozulmalara neden olurlar."
Gün geçmiyor ki ülkemizde yeni bir siyasi olumsuzluk, yargıda ve ekonomide kriz, güvenlik, sağlık ve eğitim sorunu patlak vermesin. Trafikteki saldırılar ve sokaklardaki kavgaları vs. hiç saymıyorum.
Şehit annelerimizin gözyaşları daha kurumadan şimdi de sokak çeteleri tarafından öldürülen çocukların annelerinin gözyaşladı sel oldu. Hani ünlü bir yazarın sözü vardır; Çocuklarımız sizler ölüyorsunuz ama biz sizlerden fazla ölüyoruz" diye...
Acılı anneler yalnızca çocuklarını yani canlarından bir parçayı kaybetmiyor.
Yargının sanıklara verdiği, kısa sürede salıverme, yaşı küçük indirimleri, ev hapsi, iyi hal indirimi gibi vicdanları yaralayan kararlar nedeniyle, gözyaşı döktüklereri evlat mezarlarının başından ayrıldılar ve kendilerini sokaklara atmaya başladılar.
Yalnız çocuk çetelerinin evlatlarını öldürdürğü anneler değil, sevgilileri, aşıkları, kocaları vs,
tarafından kızları öldürülen anneler ve babalar da perişan haldeler.
Halkımız bu duruşmalardan bir nebze olsun yürekleri soğutacak yüklü cezalar çıkmasını beklerken verilen düşük cezalar nedeniyle yürekleri kan ağlayarak kendilerini adliye kapılarında yerlere atıyorlar.
Özetle bir türlü düzeltilmeyen infaz yasasındaki indirimler Türk Milletini adeta yaktı, yıktı, kül etti...
O annelerle birlikte halk olarak hepimiz perişan olduk, her gece ekran başında ağlıyoruz.
*
Sonuç alarak Anadolu'da büyük bir adaletsizlik almış başını gidiyor.
Kadın cinayetleri yetmiyormuş gibi daha önceleri küçük küçük kendini gösteren çocuk çeteleri sorunu da son 10 yılda önemli bir toplumsal sorun olarak milletin başına musallat oldu.
Peki sokak çeteleri sorunu neden arttı ve fütursuzca saldırganlaştılar?
Bunda sanıyorum yargıdaki cezasızlık imajının etkisi büyük oldu.
Elbette bu konuya bilimsel olarak yaklaşan kaynaklara da göz atmak gerekiyor.
Şimdi öğretim üyesi, sosyolog Ahmet Özalp'in yaptığı bir incelemeden alıntılar yaparak çocuk çeteleri sorununun nedenlerine yönelik bilgiler aktaracağım.
Çalışmanın editörlüğünü Prof. Dr. Müjdat AVCI & Doç. Dr. Ergün KARA yapmış.
*
Çocuk suçluluğı ve çeteleri başlıklı incelemede şu tespitlere yer verilmiş;
* İnsanların arzuladıkları birçok ihtiyacı yine toplumun kabul ettiği yollarla sağlaması toplumda arzu edilmeyen davranışların ortaya çıkmasını engeller.
* Ancak her durumda ihtiyaçlar toplumca kabul edilen yollarca giderilmez. Birey bu ihtiyaçlarını giderirken toplumun kurallarından sapma gösterir.
* Bu sapma hafif bir şekilde ise toplum tarafından hoş karşılanabilir yada bu sapmaya tepki gösterilmeyebilir. Ancak sapmanın boyutu toplumda var olan kurallardan aşırı derecede farklılaşıyorsa toplumsal ve hukuksal yaptırımlar ortaya çıkar.
* Sapma davranışı bireyler tarafından çok farklı yollarla öğrenilir. Örneğin, alt-kültürel, sosyal öğrenme vs. gibi.
* Suç eyleminin yoğun olduğu bir mahalle ya da aile içinde yetişen çocuğun bu davranışları gözlemlemesi ve taklit etmesi oldukça kolaydır. Dünyada bu yönde örnekler çok fazladır.
* Özellikle ekonomik çöküntülerin yarattığı ahlaki kırılmalarbu çetelerin oluşmasında önemli etkenlerden biridir. Bu tür derin kırılmalar toplumsal kurumlarda da derin bozulmalara neden olurlar.
* Yoğun göçlerin neden olduğu kentleşme ve ailenin uzun süreler boyunca fabrikalarda çalışmak zorunda kalması çocukların başıboş bırakmış, Batı Avrupa ülkelerinde çocuk çetelerinin yoğunluğunu arttırmıştır.
* Viktorya dönemi İngiltere’sinde çocuk çeteleri yoğun olarak suça itilmiş hatta halk tarafından da kiralanmışlardır. (Özalp, 2015: 175).
* Bu tür toplumsal tahribatta göç'ün etkisi oldukça fazladır. Günümüzde de göç büyük şehirlerde alt kültürel bölgeler oluşturmakta ve suça yönelik faaliyetleri arttırmaktadır.
* Ekonomik sorunların yoğun yaşandığı toplumlarda göç, ek olarak yeni suç türlerinin de doğmasına neden olmaktadır.
* Toplumda değer ve norm ilişkisinin zarar görmesi, bu değişim karşılığında yine bu değişime karşılık gelecek yeni değerlerin ve normların yaratılamaması, insanların uzlaşı ve uyum içinde yaşamalarına zarar vermektedir.
* Bütün bu bozulmalar haliyle çocukların da etkilenmesine ve suça itilmelerine neden olmaktadır (Erkan ve diğerleri, 2001: 52).
* Çocukların suç işlemeyi öğrenmesi bu bölgelerdeki suçun davranış kalıpları şeklinde aktarılması yoluyla sağlanmaktadır. Güç tutkunu veya egemen olmaya eğilimli, baskılanmış ya da ezilmiş gençler arasında bu davranış kalıpları çeteciliği arttırmaktadır.
* Tüm bu nedenlerden dolayı suç bir gelenek haline dönüşmekte ve hatta oyun grupları aracılığı ile çocuklar arasında aktarılmaktadır. (Polat, 2009: 46).
Grup eylemlerinin artması ve suçun bir kalıp olarak akran grupları aracılığı ile çocuğa aktarılması çetecilik faaliyetlerini de arttırmaktadır.
* Çetecilik ve çocuk suçluluğunu araştıran bir diğer teori sosyal öğrenmedir.
Bu teoriye göre suç çocuğa yakın sosyal gelişim alanı tarafından öğretilmektedir. Çevrenin etkisi ile çocuk suça itilmekte suç eylemleri çocuğa sokaktaki yetişkinler tarafından gösterilerek aktarılmaktadır.
* Çetecilik faaliyetlerinde diğer önemli unsurlar, uyuşturucu ve uçucu maddeler, sigara, alkol gibi bağımlılık yapıcı ürünlerin kullanımıdır. Yani çocuk çeteler sorunu, uyuşturucu sorunu ve çocuk istismarıyla elele yürüyen bir felakettir.
* Bir araştırmada, suça itilen çocukların %14’ü okur-yazar olmadığı, %32’si ilkokul mezunu ve %3’ünün ise liseyi bitirmeden okuldan ayrıldıkları bulunmuştur.
Özetle; çocuk ve ergen çeteleri sorununun çözümünde, okullarda ahlak kitapları dağıtmak yeterli gelmeyecektir.
Giderek büyüyen bu toplumsal sorunun ekonomik ve sosyal tüm boyutlarıyla ele alınmasında ve çözümün sadece polise bırakılmaması ve üzerine bilinçli gidilmesinde büyük fayda vardır.