DOLAR 32,5145 0.01%
EURO 34,6788 -0.1%
ALTIN 2.433,10-2,65
BITCOIN 21655042,85%
Antalya
20°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ALİ TONGÜLÜS yazdı / SEÇİLMEK VE AFİŞLERE SIĞINMAK..

ALİ TONGÜLÜS yazdı / SEÇİLMEK VE AFİŞLERE SIĞINMAK..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

31 Mart sonrasında “yeni seçilen” belediye başkanları arasında bir MODA başladı..

Antalya’da var, İzmir’de var, Ankara ve İstanbul’da var vesaire..

Belediye binalarına, “belediyeyi ne kadar borçla devraldıklarını” gösteren bir afiş asıyorlar..

Bu afiş asılan yerlerden biri de Alanya..

Yeni seçilen CHP’li Osman Tarık Özçelik “seçim taahhüdüm” diyerek belediye binasına bir afiş astı..

Ama, “taahhüdlerini” değil de, “Alanya Belediyesi’nin  borcunu” öne çıkardı..

“Ben belediyeyi 1 milyar 122 milyon lira borç ile devir aldım” dedi..

Önceki Başkan’ın partisi de bu afişe “alacakların listelendiği bir afişle” cevap verdi..

Ve MHP İlçe binasına astıkları afişte, “alacaklar da dahil edildiğinde net borcun 448 milyon lira olduğunu” duyurdu..

Bunun üzerine Alanya’nın yeni belediye yönetimi, MHP İlçe binasına asılan afişin bir “korsan afiş” olduğunu öne sürdü..

Böylece, bir “polemik” başlamış oldu..

“Gerçek borcun ne kadar olduğu” görmezden gelindi..

“Vay efendim, belediyeyle ilgili bir konuya parti nasıl cevap verirmiş” türünden açıklamalarla MHP’nin afişi yalanlanmaya çalışıldı..

Şimdi bu BORÇ polemiğini bir kenara bırakalım ve asıl konumuza gelelim..

1- Yeni seçilen bu belediye başkanları, gönüllü ve arzulu bir şekilde, “ben göreve talibim” demediler mi, dediler..

2- Bir sürü vaadde bulunup, “en iyi hizmeti ben yapacağım” diye söz vermediler mi, verdiler..

Peki, projeler sunup sözler verirken belediyelerin hemen hepsinin de “borç içinde” olduğu veya olabileceği gerçeğini bilmiyorlar olabilirler mi sizce?

Bu CHP’lilerin, “belediyeyi şu kadar borçla devralıyorum” afişlerini asmaları boşuna değil..

Yeni seçilen bu belediye başkanları da –tıpkı CHP’li diğer başkanlar gibi- MİLLETE HİZMET etmemek için BAHANE bulmaya çalışıyor..

Önceden seçilen CHP’li başkanlar da –hemen hemen- aynısını yapmışlardı..

Ya afişlerle ya da basın toplantıları ve duyurularla “belediyeyi ne kadar borçla devraldıklarını” abarta abarta anlatmışlar ve yapmadıkları hizmet için bu bahaneye sığınmışlardı..

Ve CHP’ye oy verenler de saf saf bunlara inanmışlardı..

Şimdi yeniden başkan seçilen CHP’liler de “aynı yolu” izliyor..

Eski ve yeni CHP’li başkanların –hep yaptıkları gibi- eğlence, festival, eyyamcılıkla zaman doldurup yine HİZMET üretmeyeceklerini düşünüyorum..

Belediye binalarına asılan afişlerin başka bir izahı olabilir mi sizce?

Evet, Konyaaltı ve Döşemealtı belediyelerine afişler asılmadı..

Çünkü, önceki başkanlar da CHP’liydi, yoksa onların da asacağından kuşkunuz olmasın..

Gerçi İzmir’de CHP’li başkan CHP’li başkandan görevi devraldığında yine afiş asmıştı, ama bu bir istisnaydı ve o afişi hemen kaldırttılar..

Ben “yeni başkanlar” kadar, “yeniden seçilen” CHP’li başkanlardan da AFİŞ bekliyorum

Örneğin; Muhittin Böcek gibi, Ümit Uysal gibi başkanlar, hatta Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş..

Belediye binalarına koca koca afişler asıp, “ben geçen dönemde şuraya şu kadar harcadım, şu ihaleleri yaptım, şu projeleri hayata geçirdim, şu kadar maaş verdim ve sonunda belediyeyi şu kadar borçlandırdım” deseler mesela..

Hatta, belediyenin girişine “dijital bir gösterge” koysalar..

Bu göstergede günlük olarak belediyenin yaptığı işleri, gelirini ve giderini gösterseler..

Ve vatandaş da parasının nerelere ne kadar harcandığını öğrense, takip etse..

Hoş olmaz mı?

Ama yapmazlar, yapamazlar..

Bu CHP’liler hep şeffaflık isterler, şeffaf olacaklarına söz verirler, ama asla şeffaf olmazlar, olamazlar..

Sadece “AFİŞLERE SIĞINIR” ve bahane üretirler..

Göreceksiniz..

Devamını Oku

ALİ TONGÜLÜS yazdı / CHP GERÇEKTEN ADALET Mİ İSTİYOR?

ALİ TONGÜLÜS yazdı / CHP GERÇEKTEN ADALET Mİ İSTİYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antalya İl teşkilatında önceden görev yapmış CHP’li bir beyefendi ile tartışmasaydım, bu yazı yazılmayacaktı..

İyi ki tartışmışım..

Yoksa, CHP’lilerin “herkes için adalet eşit dağıtılmalı” söylemlerindeki samimiyetsizliği anlatma fırsatı bulamayacaktım..

Bu zat-ı muhterem bana, “Mesut Kocagöz’ün teleferik faciasıyla ilgili olarak tutuklanmasını doğru bulup bulmadığımı” sordu..

Dedim ki;

“Mesut Kocagöz benim iyi arkadaşlarımdan biridir, tutuklanmasına çok üzüldüm.. Ama, ortada İHMAL nedeniyle meydana gelmiş bir facia var.. Adalet sistemi, ihmali kimler yaptı ise araştıracak, durumu inceleyecek ve sonuçta da ya suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verecek.. Bu nedenle devem eden bir yargı sürecini etkileyecek davranışlarda bulunmak adaleti yolundan saptırabilir, beklemek gerekir..”

Bana hemen yaftayı yapıştırdı; “anlaşıldı sen AKP’lisin, olaya tarafsız bakmıyorsun” dedi..

Defalarca söyledim, yazdım, TV’de açıkladım, ben hiçbir partili değilim..

Ama, “objektif” olmak kaydıyla yapılan hizmetlere bakarak destek verdiğim siyasi bir oluşum mutlaka vardır, olacaktır..

Ne zaman Cumhuriyet İttifakı’nın “yerel” anlamda sorumlu alanlarda bir olay olsa CHP ortalığı velveleye veriyor..

Heyetler gönderiyor, çadırlar kuruyor..

Günlerce “heşteg”ler açıp algı operasyonu yapıyor..

CHP’li vekiller, belediye başkanları, il-ilçe yöneticileri iktidarı yerden yere vurarak “adalet” istiyor, susmak nedir bilmiyor..

Mesut Kocagöz’ün tutuklanmasını haksız-kasıtlı gösterebilmek için tren kazasının, toprak çökmesinin zanlılarını öne sürüp, “adalet herkese adil uygulanmalı” gibi KOCA KOCA laflar ediyor..

O sözünü ettikleri kazalarda ihmali olanların hepsi de gözaltına alındı, tutuklandı ve cezaevine kondu..

Ama siz ey CHP’liler, taraftar toplamak için “onlar tutuklanmadı” diyerek yalan söylüyor ve bu yalanı da yayıyorsunuz..

Sizi dinleyenler de, araştırmadan-soruşturmadan körükörüne buna inanıyor..

Bu “eğitimli cahil tiplere” sadece ACIYORUM..

Beni “yanlı” diye yaftalayanlar, şimdi size soruyorum;

Peki, ya siz ey CHP’liler, siz niye “objektif” olmuyorsunuz?

Niye Beşiktaş’ta 29 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir felaketi hiç dile getirmediniz?

Niye Antalya’da 1 kişinin ölümü ve 184 insanın da ölümün kıyısından döndüğü olaydaki “İHMAL”i olanların cezalandırılmasını istemiyorsunuz?

Niye Beşiktaş’a ve Antalya’ya heyetler gönderip bu ihmalin faturasının ödenmesini istemediniz de, bu ihmalin faturasını ödetmek isteyenleri engellemeye çalışıyorsunuz?

Hani “adalet herkese eşit dağıtılsın” istiyorsunuz ya..

Facialar iktidar tarafında olursa, “hesap sorulsun”, ama facialar CHP’li belediyelerin sorumluluk alanlarında olursa, “hesap sorulmasın”..

Hatta olay hiç araştırılmasın, ihmali olanlar görülmesin, işin içine yargı organları hiç girmesin..

Yani..

CHP’li olanlara “dokunulmazlık” sağlanırsa “ADALET” sağlanmış olacak, öyle mi?

Sizin “ADALET ANLAYIŞINIZ” batsın..

Antalya’da, bilirkişi raporlarına ve alınan ifadelere göre; bir “İHMAL”in, hatta görevi kötüye kullanmanın sözkonusu olduğu büyük bir facianın eşiğinden dönülmüştür..

Ve bu ihmali kimin yaptığını bulmak, cezasını vermek adli makamların işidir..

Nitekim süreç işliyor, bırakın adamlar işini yapsın..

Siz heyetlerle, ziyaretlerle, tehditlerle, çadırlarla ADLİ bir olayı SİYASİ bir olay haline getirirseniz, ADALET ya gecikir ya da gerektiği şekilde gerçekleşmez..

Şunu çok merak ediyorum;

CHP gerçekten ADALET mi istiyor?

Devamını Oku

ALİ TONGÜLÜS yazdı / AK PARTİ’YE İYİ BİR DERS..

ALİ TONGÜLÜS yazdı / AK PARTİ’YE İYİ BİR DERS..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ben Türk halkının “sağduyusuna” her zaman güvenmişimdir..

Kime, nerede, nasıl tepki vereceğinin zamanlamasını çok iyi yapıyor..

Örnek, 14 Kasım 2002 genel ve 31 Mart 2024 yerel seçimleri..

Bu millet 2002 yılından önce yaşanan ekonomik krizleri, yöneticilerin çaresizliğini, siyaset oyunlarını, IMF’nin (dolayısıyla ABD’nin) ataklarını gördü ve henüz 1 yaşındaki Ak Parti’yi iktidara getirdi..

“Sen bizim için umutsun” dedi..

“Bizi TÜSİAD’ın (dolayısıyla ABD’nin) sömürüsünden kurtar” dedi..

“Bu ülkeyi bağımsız bir hale getir” dedi..

“Başkalarının yaptığını değil kendi ürettiklerimizi kullandır” dedi..

“Bizi eziklikten kurtar” dedi..

“Şu terör belasını başımızdan defet” dedi..

“Bize insanca bir yaşam sağla” dedi..

Ve Ak Parti 22 yıllık bu süreç içinde içerideki ve dışarıdaki hainlere, her türlü ekonomik ve siyasi baskılara rağmen,  Türk halkının isteklerinin büyük bir çoğunluğunu yerine getirdi..

Bunları yaşadığınız için tek tek saymayacağım..

Türk halkı da 22 yıldır her seçimde Ak Parti’yi hep “birinci parti” yaparak, “sana güveniyoruz” mesajı vermeye devam etti..

Taa ki, 31 Mart 2024’e kadar..

Peki bu seçimler, “Türk halkı artık Ak Parti’ye güvenmiyor, Ak Parti’den vazgeçti” anlamına mı geliyor?

Elbette hayır..

Eğer Ak Parti’nin 31 Mart’taki oy kaybı, “halk artık muhalefet partisi CHP’ye güvenmeye başladı” anlamına gelseydi, Ak Parti’nin kaybettiği oy sayısının çoğunun CHP’ye eklenmesi gerekirdi..

Öyle olmadı..

Aksine, bu seçimde “birinci parti” gibi görünen CHP de hatırı sayılır bir sayıda oy kaybetti..

Seçmen sayısı 4.5 milyon civarında artmasına rağmen, neredeyse CHP’den başkan seçilen bütün belediyelerde büyük bir oy kaybı yaşandı..

Ne demek bu?

“Türk halkı CHP’ye hala güvenmiyor, hatta güveni daha da azalıyor” demek..

Türk halkı CHP’ye güvenmiyorsa, Ak Parti’nin oyları niye bu kadar düştü de CHP öne geçiverdi?

Dedim ya, ben Türk halkının sağduyusuna çok güvenirim..

Son aylarda ülkemizin etrafında o kadar ÖNEMLİ olaylar gelişiyor ki, Türkiye’nin bekası tehdit altında..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ağırlığı dış siyasete vermek zorunda olunca, yurt içindeki konuları da bakanlara, milletvekillerine ve Ak Parti teşkilatlarına emanet etti..

Ama, Erdoğan’a sırtını dayayan Ak Parti’nin bakan, milletvekili ve il-ilçe yöneticileri halkla iletişimi sağlayamadı..

Vatandaşın derdiyle fazla uğraşmadı, hatta dertleriyle başbaşa bıraktı..

Ekonomik ve sosyal anlamda çekilen sıkıntılar, Erdoğan ve ekibine zamanında ve doğru olarak aktarılmadı..

Bu nedenle Erdoğan da “halktan koptu” gibi bir manzara çıktı ortaya..

Böyle olunca da Türk halkı Erdoğan’a, “CHP’ye zaten güvenmiyoruz.. Sana güvenimiz hala tam, ama bakan, milletvekili ve il-ilçe teşkilatlarına güvenmiyoruz.. Bu sorunu çöz, yoksa bir dahaki seçimde de sandığa gitmeyiz” dedi..

Yani; Ak Parti’ye iyi bir ders verdi..

Nitekim Erdoğan seçim akşamı yaptığı “Balkon Konuşması”nda, Türk halkının verdiği mesajı aldığını ve gereğini yapacağını söyledi..

Merak ettiğim şey şu;

Erdoğan Türk milletinin verdiği mesajı aldı da bakan, milletvekili ve il-ilçe teşkilatları da aldı mı acaba?

Göreceğiz..

……………………………………..

NOT: Bayramınızı kutlar, her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim.. Sağlıkla, huzurla..

Devamını Oku

ALİ TONGÜLÜS yazdı / BÖYLE SEÇİM ZAFERİ Mİ OLUR?

ALİ TONGÜLÜS yazdı / BÖYLE SEÇİM ZAFERİ Mİ OLUR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ne diyordu anket şirketlerinin yetkilileri;

“CHP kazanmadı, Ak Parti kaybetti”..

Buna siz ne dersiniz bilemem, ama “rakamlar” anket şirketi yöneticilerini doğruluyor..

31 Mart 2019’da 56 milyon 911 bin 967 seçmen oy kullandı..

31 Mart 2024’te 61 milyon 441 bin 882 seçmen oy kullandı..

Yani; bu yerel seçimlerde seçmen sayısı 4 milyon 529 bin 915 artmış..

Bu artışa rağmen, 2019 ile 2024 yerel seçimlerinin rakamlarına baktığınızda, CHP’nin hemen hiçbir yerde oyu artmamış, aksine düşmüş..

1- Ak Parti’nin küskün seçmeni sandığa gitmediği için..

2- Ak Parti’ye ders vermek isteyen emeklilerin önemli bir bölümü sandığa gitmediği için..

CHP, “büyük bir seçim zaferi kazanmış” gibi oldu..

Oysa “rakamlar” CHP’nin hiç de zafer kazanmadığını gösteriyor..

Birkaç örnek verelim..

İSTANBUL

Ekrem İmamoğlu (2019) – 4.741.885

Ekrem İmamoğlu (2024) – 4.432.862

İZMİR

Tunç Soyer (2019) – 1.549.672

Cemil Tugay (2024) – 1.292.118

ESKİŞEHİR

Yılmaz Büyükerşen (2019) – 285.687

Ayşe Ünlüce (2024) – 275.739

ANTALYA

Muhittin Böcek (2019) – 714.301

Muhittin Böcek (2024) – 706.877

ADANA

Zeydan Karalar (2019) – 655.851

Zeydan Karalar (2024) – 550.531

AYDIN

Özlem Çerçioğlu (2019) – 368.791

Özlem Çerçioğlu (2024) – 344.003

4.5 milyon oy artışına rağmen, CHP’nin oylarındaki düşüş diğer şehirlerde de devam ediyor..

Demek ki neymiş?

31 Mart 2024 yerel seçimlerini CHP kazanmamış, Ak Parti kaybetmiş..

Buna rağmen CHP’nin manzarası şöyle:

– Ekrem İmamoğlu’nun gölgesindeki Özgür Özel, “CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti yaptım” diye kasım kasım kasılıyor..

– CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı’nın da Özgür Özel’den farkı yok, o da “Antalya’da 17 ilçeyi partime kazandırdım” diye kasılıyor..

– Antalya Büyükşehir Başkanlığına 2. kez seçilen Muhittin Böcek’in de oyları düşmüş, ama bunu bile bir “zafer” olarak niteleyip gösterişli kutlama törenleri yapıyor..

Tamam da; Antalya’da “17 ilçeyi aldım” diye böbürlenen Kamacı ile “zafer törenleri” yapan Böcek’e bir çift lafım var..

Kamacı şunu iyi bilsin;

Kurultaydaki yanlışları, Önder Kurnaz olayındaki tavrı, Kumluca’daki Mustafa Köleoğlu faciası, “Mavikent’teki 12 dönüm arazinin plan tadilatı” pek unutulacağa benzemiyor..

Böcek de şunu iyi anlamalı;

Menderes Türel’in yükselttiği çıtayı aşamamanın ezikliği “törenlerle” geçmez, “hizmetle” geçer..

Önemle hatırlatmam gereken bir şey daha var..

Yerel seçimde “genel seçim sloganları” ile oy devşiren CHP’li belediye başkan adayları, özellikle ekonomi ve de “emekli maaşları” üzerinden amaçlarına ulaştılar diyelim..

Şimdi sözlerini tutma zamanı..

Ekonomiyi düzeltecekler, açları doyuracaklar ve emeklinin maaşına da her ay 5’er bin lira ekleyecekler..

“Bunlar belediyelerin değil, hükümetin görevi” demeyin, seçimden önce bunlar için söz verdiler, yapacaklar..

Ve sırf bu vaadleri nedeniyle CHP’ye oy veren seçmenler de, bu sözün takipçisi olacak..

“Birinci parti çıktık” diye kasılmak güzel de, şu CHP’lileri bir de İCRAAT yaparken görelim, değil mi?

Devamını Oku

ALİ TONGÜLÜS yazdı / ERDOĞAN NİYE Mİ KAYBETTİ?

ALİ TONGÜLÜS yazdı / ERDOĞAN NİYE Mİ KAYBETTİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

31 Mart’ta “yerel” seçimimizi de yaptık ve ana muhalefet partisi 47 yıl sonra ilk kez iktidar partisinden daha çok oy aldı..

Dikkat edin, “Türkiye’nin çoğunluğunun oyunu aldı” demiyorum..

31 Mart’tan bu yana bütün yorumcuları, köşe yazarlarını ve siyasetçileri dinledim, izledim..

Kimi “ekonomi”ye bağladı, kimi “emeklinin intikamı” dedi, kimi de “Ak Parti’liler çok şımarmıştı, millet ders verdi” dedi..

Evet bunlar “seçim yenilgisi”nin nedenlerinden bazıları..

Ama, asıl neden başka..

1- Erdoğan, Türk milletini eziklikten kurtardı, Türk insanının “özgüven” duymasını sağladı..

Hatırlayın;

“Türk gibi başla, Alman gibi bitir” gibi, “Eller aya biz yaya” gibi, “Türkler hiçbir işin üstesinden gelemez” gibi, “Biz beceremiyoruz, beceremeyiz” gibi, “Avrupa nire Türkiye nire, adamlar uygar, biz ellerine su bile dökemeyiz” gibi bir sürü aşağılayıcı düşünce ve duygulara boğdular bizi..

Hem içimizdeki Bizanslılar, hem de ülkemizi sömürge haline getirenler 80 yıl boyunca resmen EZDİLER bizi..

Yurtdışına giden Türk insanı, oralarda “ben Türk’üm” demeye ya utandı ya da korktu..

Ya şimdi?

80 yıl boyunca başı hep öne eğik yaşayan hemen her TÜRK insanı, “dünyaya meydan okuyacak” hale geldi..

“Bak artık sizin yaptığınız her şeyi hem de fazlasıyla biz de yapıyoruz” diyerek, dünyaya kafa tutmaya başladı..

Futbolda az farklı yenilgilerde bile bayram yapıyorduk, şimdi berabere kalsak, “niye yenmedik” diye kıyametleri koparıyoruz..

Ekonomik büyüme nedir bilmezken, şimdi dünyanın sürekli büyüyen iki ülkesinden biri haline geldik..

Dünya için Türkiye “bilinmeyen-tanınmayan bir üçüncü dünya ülkesi” iken, artık dünyanın neresine gitseniz “Türkiye’den geliyorum” dediğinizde, “saygıyla” karşılanıyorsunuz..

2- Erdoğan, Türk insanını umutlarını arttırdı..

80 yıl ezik ve karamsarlığa kapılmış, kendine ait bayrak asacak ipi bile üretemeyen bir millet olarak gelecekten yana hiçbir umudumuz yoktu..

Ya şimdi?

Bütün dünyanın gözleri önünde, “Türk milletinin yapamayacağı hiçbir şey yok, her şeyin en iyisini yapıyorlar” noktasına geldik..

“Deprem yardımlarını” memur ve emeklinin maaşını ödemek için kullanan Türkiye’den, işsizine bile maaş ödeyen Türkiye’ye ulaştık..

Hiçbir şey üretemeyen Türkiye’den, yerli savunma ve sanayi ürünleri ihraç eden bir ülke haline geldik..

Bunlar, milletimizi ülkemizin geleceğiyle ilgili umutlandırdı ve güçlendirdi..

3- Erdoğan, Türk insanının hayallerini ve imkanlarını büyüttü..

Bundan 20 sene önce hemen her memur ve öğretmen için, hatta Türk milletinin çok büyük bir bölümü için maaşıyla ev almak, araba almak, tatil yapmak –ulaşılamayacak- bir hayaldi..

Memurlar ve öğretmenler GEÇİNEBİLMEK için mutlaka ikinci bir işte çalışıyor, çoğunlukla ya işportacılık ya pazarcılık falan yapıyordu..

Bir maaşıyla bırakın evi ve arabayı, 37 ekran bir televizyon bile alamıyordu..

Ya şimdi?

Hemen hemen bütün öğretmenlerin ve memurların arabası var, evi var, çoğunun yazlığı var, evlerinde HERŞEYLERİ var..

Ve hayalleri o kadar büyüdü ki, birçoğu özel okullarda okuttukları çocukları için ev ve araba alıyor ya da en azından bunun hesaplarını yapıyorlar..

Neredeeeeen nereye..

Özgüven geldi, umutlar arttı, hayaller büyüdü..

Böyle olunca, “tatminsizlik” başladı..

“İşsizlik” değil, “iş beğenmemek” gibi oldukça garip bir durum yaşıyor ülkemiz..

Aileler, “karnımızı doyuramıyoruz” noktasından, “çocuklarımıza ev ve araba almakta zorlanıyoruz” noktasına geldi..

Erdoğan durmadan veriyor..

Memura veriyor, işçiye veriyor, öğretmene veriyor, muhtara veriyor, engelliye veriyor, çocuğu kreşe giden anneye veriyor, çocuğa bakan anneanneye veriyor, yaşlıya veriyor, emekliye veriyor, çiftçiye veriyor, işverene veriyor, işsize veriyor..

80 yıl bunların hangisini gördü bu ülke?

Neymiş, bu yerel seçimde emekliler intikam almış, emekliye bu kadar az para verirsen, işte böyle olurmuş..

Şunu çok iyi biliyorum ki; Erdoğan emeklinin maaşını 50 bin lira bile yapsa, onunla bile yetinmeyecek hale geldi millet..

Çünkü, Erdoğan bu millete vere vere hayallerini o kadar büyüttü  ve beklentilerini o kadar çok arttırdı ki, TATMİNSİZLİK başladı, YETİNME  ve ŞÜKÜR duygusunu kaybettik..

Evet, Ak Parti’nin bu yerel seçimde yaşadığı oy kaybı için birçok sebep sayılabilir..

Ama asıl neden; bu ülke insanının umutlarının artması, özgüvenini kazanması, hayallerinin büyümesidir..

Ve seçmenin bu defa hayalleri büyütene değil, “hayal satanlara” inanmasıdır..

Ben böyle görüyorum..

Devamını Oku