DOLAR 32,5303 0.04%
EURO 34,6760 -0.13%
ALTIN 2.432,66-2,66
BITCOIN 21568322,51%
Antalya
21°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

SİYASETE BÖCEK AYARI

SİYASETE BÖCEK AYARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugünlerde siyaset bir nebze de olsa hareketlendi.

Yoksa bizler de Antalya’da medya sektöründe çalışan insanlar olarak “Nerede o eski il başkanları?” diyoruz hani…

Rahmetli Hamza Taş’ın olduğu, Ahmet Kiştin, Baştuğ Çalışır, Nizamettin Sağır ve Ömer Melli’nin il başkanlığı yaptığı dönemleri medya mensupları olarak özlüyoruz.

Özlüyoruz çünkü ağızlarından çıkan her söz haber niteliğindeydi.

Öyle oturdukları yerden de atıp tutmuyorlardı.

Bizzat olayın merkezine gidip açıklama yaparlardı.

Deyim yerindeyse siyasete yön verirlerdi.

Tabii o günler geride kaldı.

Sonrasında siyaset Antalya’da hiç eskisi gibi olmadı…

Ta ki Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in koronayı yenip sağlığına tekrar kavuşana kadar.

Muhittin Böcek Konyaaltı Belediye Başkanı iken de “Ben rozetimi çıkardım” der ve siyaset değil belediye başkanlığı yaptığını söylerdi.

Aslına bakarsanız siyaseti de çok iyi biliyor.

Siyasette perşeyi siz söylemez, herşeyi siz yapmazsınız.

Bazı noktalara ayar verirsiniz oralarda siyasi müdaheleler yapılır.

Hastalığı atlattıktan sonra Muhittin Böcek’in yaptığı sosyal medya paylaşımlarından hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı açık bir şekilde ortadaydı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ölümünden sonra yerine adam arayanlar ile hesabı şimdilik bir kenara bırakırken siyasete hızlı bir giriş yaptı.

Yaptığı sosyal medya paylaşımlarındaki fotoğrafların nerede çekildiği, karede nelerin olduğu gibi detaylar ile siyasi göndermeler yapmaya devam ediyor Başkan Böcek.

Siyaset ince zeka gerektirir…

Başkan son zamanlarda lafını da esirgememeye başladı.

Milletin sesini duyuramamasından olsa gerek vatandaşın sözcüsü seçilmiş gibi ince eleyip sık dokuyor, tartıyor ve öyle laflar ediyor ki gediğine oturuyor.

Önceki gün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde sarf ettiği sözlere bakar mısınız…

Bi yerlerden bulun ve neler söylemiş bir bakın.

Benim tanıdığım Muhittin Böcek “intikam soğuk yenilen bir yemektir” mantığı ile hareket eder ve asla unutmaz.

Hafıza konusunda çok çok iyi olan benim tanıdığım ender insanlardan biridir.

Son zamanlarda siyasete yön vermeye başladı.

Geçtiğimiz günlerde birkaç tane fotoğraf paylaştı Ankara’dan.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve yaşadığı hastalıkta kendisi ile yakından ilgilenen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı karşı ahde vefa göstererek ziyaret etti.

Kılıçdaroğlu ziyaretinde yanında DSP’li Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu da vardı.

Daha yakın bir zamana kadar AK Parti’ye geçti geçiyor denilen Necati Topaloğlu için bu kez CHP’ye geçeceği yönünde yorumlar yapılmaya başlandı.

Yazıyı kaleme aldığım saate kadar rozeti henüz takılmamıştı.

Topaloğlu 2’si Büyükşehir Meclis üyesi olmak üzere 5 meclis üyesi ile CHP’ye geçmesi bekleniyor.

Bunun anlamı Büyükşehir’de Muhittin Böcek’in elinin biraz daha güçlenemesi oluyor.

Çünkü AK Parti’ye geçmesi gündemde olan Büyükşehir Belediye meclis üyeleri de var.

Meclis aritmatiğini elinde bulundarmak isteyen Muhittin Böcek yine önemli bir hamle daha yapmış oldu…

Devamını Oku

MEMLEKETTEN UZAK MEMLEKET

MEMLEKETTEN UZAK MEMLEKET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset kolay iş değildir zor zanaattir…

Siyasetin okulunu okumak, kitabını okumak da yetmez.

Önemli olan halkın dilinden anlamaktır.

Halkla iç içe olmak onlarla aynı dili konuşmak önemlidir.

Halkın sorunlarından haberdar olmak ve ona göre konuşup ona göre icraat yapmak önemlidir.

Siyaset her babayiğidin harcı değildir.

Türkiye’de belki inanmayacaksınız ama tam tamına 123 siyasi parti bulunuyor.

Bu siyasi partilerden bir tanesi de Muharrem İnce’nin genel başkanlığını yaptığı Memleket Partisi…

CHP’de siyaset yaparken aynı zamanda Cumhurbaşkanı adayı da olan Muharrem İnce’nin söylemleri halkın nabzını ne denli doğru ölçtüğünü gösteriyor.

Her ne kadar medyada kendisine fazlaca yer bulamasa da Muharrem İnce’nin söylediklerine ve yaptıklarına bakınca ne denli doğru bir anlayış ile hareket ettiğini görebiliyoruz.

Çünkü halkın dilinden konuşuyor.

Halkın içinde, halkın nabzını tutuyor ve halka dokunuyor.

Peki ya teşkilatlar!

Memleket Partisi’nin Antalya İl Başkanlığını turizm sektörü ile uğraşan Hüseyin Baraner yapmakta.

Paki Hüseyin Baraner’i halkın yanında gören var mı?

Hadi görmeyi bıraktık duyan var mı?

Hadi onu da geçtik halkı direk ilgilendiren o kadra konu varken Hüseyin Baraner veye teşkilatlarından herhangi bir ses çıkıyor mu?

Tüm soruların cevabı tek HAYIR!..

Elit tabaka olarak lanse edilen kişiler hiç kuşku yoktur ki önemlidir.

Çünkü bu tip insanlar yanlarında binlerce insan çalıştırmaktadır.

Ancak siz o insanların dertlerini görmezden gelip iş insanlarının sorunlarına yönelirseniz işte o zaman kaybedersiniz.

Yukarıda da dediğimiz gibi siyaset her babayiğidin işi değildir.

Parti kurulma aşamasında aktif olarak rol alan sonrasında Memleket Partisi Kurucular Kurulu arasında yer alan ve ardından İl Başkanı olarak atanan Hüseyin Baraner alt tabaka ile iç içe olması gerekirken onları ve onların sorunlarını görmezden gelmesi siyasi hatadan başka birşey değildir.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce halktan kopuk bir il başkanına daha ne kadar dayanabilir bilemiyorum ama sanıyorum çok uzun sürmeyecek.

Turizmciler ile olan yakınlığından dolayı Hüseyin Baraner’in Ankara’ya geçmesi konuşuluyor.

Normal şartlar altında tiltine baktığınızda ne kadar başarılı bir insan olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Ama bu kadar bilgi ve birikim sn Hüseyin Baraner’I Ankara’da daha iyi yerlere getirmekten başka bir işe yaramaz.

Zira bulunduğunuz bölgede siyaset yapmak istiyorsanız şayet halkın sesine kulak vermeniz gerekmektedir.

Hüseyin Baraner, çiftçi çalışırken ziyaret edip onlarla aynı ortamda bulunup aynı kaptan yemek yeyip aynı tasta su içer mi?

Yoksa; Hüseyin Baraner arabasından bile inmeden çiftçiye karşıdan karşıya elini sallayarak kolay gelsin mi der?

İşte bu ülkeye gerekiyorsa şalvarı çizmeleri giyip çiftçinin yanına gidip onunla birlikte çalışan, onlarla ekmeğini suyunu paylaşan siyasetçi lazım.

Bu memleket tepeden bakan çok siyasetçi gördü.

Ama onlar bu insanları görmedi…

Devamını Oku

Parklara kamera şart gibi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son dönemde adeta moda haline gelen çocuk kaçırma ve hayvanlara işkence gibi konular nedeni ile parklarda kamera şart oldu.

Bu konu insanları ikiye bölebilir.

Kimisi özel hayatı gizlilik nedeni ile karşı çıkabilir.

Ancak eminim ki kendi başına istenmeyen bir olay gelse o karşı çıkanlar da parklara kamera isteyecektir.

İnternette çocuk kaçırma videoları var.

Üşenmeyin ve birkaç tanesine bakın.

Ne kadar kolay kaçırıyorlar çocuklarımızı…

Adam gelmiş annesinin kucağında bile çocuğu alıp götürebiliyor.

Pes doğrusu…

Bu kaçırılma olayları hepimizin çocuklarının başına gelebilir.

Belki kucağımızdan alıp kaçırılmasına o anda bir şey yapamayabiliriz. Çocuğumuzu vermemek için çırpınıp dururuz.

Kötü niyetli insanlarla savaşırız.

Ama yapamadıklarımızın yanında yapacaklarımız da vardır elbet.

Parklara kamera yerleştirmek gibi.

Benim bildiğim Antalya’daki parklarda kamera yok.

Ülkemizde bazı illerde bu uygulama hayata geçmiş ve parklara güvenlik kameraları yerleştirilmiş.

Hatta kampanya çerçevesinde sınırları içerisinde yer alan çocuk parklarına tek tek güvenlik kamerası taktıran belediye, drone´larla da oyun alanlarını havadan görüntülüyormuş.

Keza İstanbul´da da bu uygulama bazı parklarda mevcut.

Peki neden böyle bir sistem Antalya’da da kurulmaz.

Bu kadar ailenin canı niçin yanar acaba?

Belki bir organ mafyası, belki bir dilencilik çetesi veya istismarda bulunacak bir sapık geliyor, çocuğu oynarken çok rahat bir şekilde arabasına atıp götürebiliyor.

Şimdi anne ve baba olmayanlar, “Siz de biraz çocuğunuza sahip çıkın, peşinden onunla birlikte dolaşın” diyebilir.

Ancak anne ve baba olanlar beni iyi anlayacaklardır.

Bu o kadar da kolay değil.

Çocuğa ne kadar eğitim verirseniz verin “benim çocuğum şunu yapmaz, yabancılarla konuşmaz, tanımadığı veya tanıdığı insanın peşinden gitmez” diyemezsiniz.

Çünkü çocuğunuzu kaçırmak isteyen kişi ya da kişiler çeşitli yöntemler ile çocuğunuzu kandırabilir.

Anne baba her daim maalesef çocuğun peşinden koşamıyor, koşamaz da.

Daha önce yaşanmış ibretlik olayları izliyorsunuzdur televizyonlarda.

Binlerce çocuk hala kayıp.

Kimbilir ne durumdalar?

Bence bu konuda herkes fazlasıyla üzerine düşeni yapmalı.

Maliyeti yüksek olabilir ama hiçbir şey insan canından daha kıymetli olamaz.

Tabiiki sadece kamera çözüm değil.

Tüm ebeveynlerin çocuklarını gözlerinden bile sakınması gerektiğini titizlikle her daim söylüyoruz.

En yakınından, en uzağına kadar olan tüm insanlardan korunması gerektiğini de biliyoruz.

Yeri geldiğinde kendimizden bile korumamız gerektiğini de çok iyi biliyoruz. Bunlara belki engel olamıyoruz fakat en azından dışarıda bir gözümüz olsun istiyoruz.

Daha fazla kayıp vakaları görmek, duymak veya yaşamak istemediğimiz için istiyoruz.

Anaların, babaların yüreklerinin yanmaması için, kötü niyetli insanların emellerine ulaşmaması için en azından parklara kameralar yerleştirilsin.

En azından biraz daha güvenlik açısından içimiz rahat olsun.

Bu konuda tüm yetkilileri duyarlı olmaya davet ediyorum.

Devamını Oku

MHP’DE HAREKETLİLİK VAR!

MHP’DE HAREKETLİLİK VAR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) sessiz derken sessizliği Korkuteli bozdu.

MHP Büyükşehir ve Korkuteli Meclis Üyesi Süleyman Uğurlu partisinden istifa etti.

Bu istifa ile birlikte meclis aritmatiği de allak bullak oldu.

Bizim konumuz ise istifa değil de istifanın nedenleri…

Başkan Ömer İşlek kupa maçı için Katar’a Antalyaspor ile Beşiktaş arasında oynana maça gitmişti.

Başkan vekili olarak da Süleyman Uğurlu görevinin başında meclise başkanlık ediyormuş.

Malumunuz olduğu üzere Korkuteli’nde bir pazar yeri tartışmasıdır aldı başını gidiyor.

Ceviz kabuğunu doldurmayacak kadar küçük bir sorun kar topu gibi büyütülerek devasa bir soruna dönüştürüldü.

Korkuteli Belediyesi’ne vekalet eden Süleyman Uğurlu bu pazar yeri olayına değinerek içine sinmediğini söylemiş.

Yani partisi ile ters düşmüş.

Kol kırılır yen içinde kalır mantığı yerine içinden geleni söylemiş.

Hani bir söz var ya her doğru her yerde söylenmez diye.

Hah tam da sanırsam böyle bir olay yaşanmış.

İçinden söyleyeceklerini dışından söyleyince yaygara kopmuş.

Partiye ters düştüğü için de kesin ihraç istemi ile disiplin kuruluna sevk edilmiş.

Süleyman Uğurlu da “Siz beni atamazsınız ben istifa ederim” mantığı ile hareket edip istifa etmiş.

*** *** ***

MHP demişken kulağımıza gelen şeyleri de aktaralım…

Zira sorun büyüyecek gibi duruyor.

Duyumlarımıza göre bir ilçe başkanı kendisinden daha meşhur olan oğluna belediyeden bir yer almış.

Arada bir de belediye başkanı ile ilçe başkanı ters düşüyorlarmış.

İlçe başkanının oğlu da kirayı ödeme noktasında çok da sadık olmayınca belediye başkanının eline koz veriyor.

Ne zaman ki ilçe başkanı aleyhte bişey söylemeye kalksa belediyenin zabıta ekipleri soluğu ilçe başkanının oğluna kiralanan cafede alıyormuş soluğu…

Belediye aslına bakılırsa kiralamaları ihale yöntemi ile yapmasıyla meşhur olunca insanın aklına deli sorular geliyor.

MHP’li ilçe başkanının kendisinden meşhur oğluna bu cafe ihale ile mi verildi yoksa doğrudan mı verildi?

Nasıl oldu bu işler?

Belediyelerde personel alımlarında her ne kadar şeffalıktan bahsedilse de öyle olmadığını beşikteki çocuk bile biliyor.

İlçe başkanı teşkilatından bazı isimler vererek belediyeye alınmasını da talep etmiş.

Bu isimler arasında bazılarının üzerine özellikle not düşmüş.

Not düşülen özel insanlar belediyeye yerleşmeyince yine ilçe başkanı kızmış.

O kızgınlıkla da bazı sözler sarfetmek istemiş ama belediyenin zabıta ekipleri hoooop yine kafenin önünde…

Devamını Oku

SATTI SATTI BİTMEDİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antalya artık kabına sığmıyor ve büyümek için artık çok fazla bir şansı da yok.

Doğal olarak kuzeye doğru yöneliyor.

Yani Döşemealtı’ya doğru Antalya büyüyor.

Döşemealtı Antalya’nın yıldızı olmuş durumda.

Aksu’ya doğru da Antalya büyüyebilirdi.

Ancak ortaya çıkan hazine arazileri, 2b arazileri gibi sorunlar ve planlamaların olmaması bunun önüne geçmişti.

Gerçi son dönemde bazı sorunlhar çözüldü ama öyle şehrin doğuya doğru kaymasını sağlayacak bir gelişme değil.

Kırcami sürekli bir çıkmaza sürüklendiği için geriye elde sanki Döşemealtı kalmış gibi görünüyor.

Döşemeatı’ndaki arsalar da bu sayede değerlendikçe değerlendi.

Malum havası Antalya merkeze göre biraz daha serin ve nemsiz olduğu için özellikle yaz aylarında daha fazla bir tercih ediliyor.

Döşemealtı zaten artık villalar bölgesi olarak da anılmaya başlandı.

Durum böyle olunca tabiki doğal olarak belediyenin elindeki arsaların da değeri arttı.

Doların durdurulamayan yükselişine herhalde bugünlerde en fazla sevinen kişi Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç olmalı.

Zira ilk girdiği seçimler öncesinde arsa satmayacağı sözünü veren Başkan Turgay Genç’in ne kadar arsa sattığının hesabını sanırım kendi muhasebeleri bile tutamıyordur.

Sata sata arsaları bitiremeyen Başkan Turgay Genç ne hikmetse borçları dabir türlü bitiremiyor.

Turgay Genç seçimleri kazandıktan sonra belediyeyi 33 milyon lira borç ile devraldığını söylemişti.

Gerçi eski Başkan Nurettin Tursun, Turgay Genç’i yalanlamıştı.

Nurettin Tursun borcun toplamının 30 milyon lira olduğunu söylerken bunun da 10 yıla yayıldığını ve 5 yıllık dönemde ödenmesi gereken rakamın 19 milyon lira olduğunu söylemişti.

İyi ama Döşeemaltı ve Yeşilbayır Belediyeleri birleşince de Nurettin Tursun’a 52 milyon lira borç kalmamış mıydı?

Başkanların klasik oyunudur borç edebiyati oyunu.

Her hizmet gitmediğinde ‘biz belediyeyi şu kadar borçla aldık bu kadar borçla aldık, şunları yaptık bunları yaptık. Bu kadar bütçe ile hem borç ödeyip hem hizmet hizmet etmek kolay değildir’ laflarını sıralayıverirler.

Hadi diyelim ki Turgay Genç başkan doğru söylüyor ve belediyeyi 33 milyon lira borç ile devraldı.

İnternete şöyle göz ucuyla bir bakayım dedim ne kadar arsa satmış diye bir makale yetti bile.

Makalede, “2 Aralık 2015 tarihinde 2886  sayılı  Devlet  İhale  Kanunu’nun 37. maddesi  gereğince Kapalı Teklif Usulü ile satış ihalesi yapılan konut imarlı arsalardan 45 dönümlük arsanın encümen satış bedeli 15 milyon 75 bin lira, 40’ar dönüm olan iki ayrı arsa için ise her biri için talep edilen fiyat 13 milyon 400 bin lira. Satış ihaleleri bu şekilde gerçekleşirse belediye kasasına 41 milyon 875 bin lira girecek” deniliyordu.

Yani borç 33 milyon lire iken satışlardan gelevek olan para yaklaşık 42 milyon lira.

Yani belediye kasasına 9 milyon lira bile para kalıyor.

Bu ihaleler olumlu sonuçlanmış mıdır bilemiyorum.

Satılmadı is eve ilerleyen dönemde satıldı ise daha pahalıya satılması gerektiğine göre belediye daha karlı olması gerekir.

Yani sadece 3 ayrı parsel satışı bile belediyenin toplam borcunu ödemeye yetiyor iken acaba satılan diğer arsaların paraları nereye harcandı?

İnsan ister istemez merak ediyor.

Paralar Kıbrıs’a ya da başka bir yere gidip harcanmayacağına göre belediye o kadar arsa satmasına karşın neden halen borçlar bitmiyor?

Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, yargılandığı davada ‘cebir veya tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu’na azmettirmek’ten 1 yıl 3 ay hapse mahkum edilmesi konusu ayrıca ele alınması gereken bir konu!

Devamını Oku